Diljen RONÎ… Aşkın iki mevsimi…

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA/ YAŞAR AKSU/ DILJEN RONÎ

1- İkinci, yani yeni albümünüz Du Demsal‘ın dinleyicilerle buluşmasının mutluluğunu ben de bir hayranınız olarak sizinle yaşıyorum, yaşıyoruz. Lakin ilk sualim olarak, bu mutluluğun tarifini size sorar isem yanıtınız ne olabilir?

– Teşekkür ederim. Ama bunun tarifini yapmak çok zor. Daha baba olmadım ama herhalde bir çocuğunun olması gibi bir mutluluk diyebilirim. Yeni bir eser üretmenin verdiği haz, yeni dünyaya gelmiş bir çocuğun gülüşündeki mutluluktan tat almak gibidir.

2- İlk solo albümünüzde olduğu gibi bu albümünüzde de genel olarak eserlerin müziği size ait. Usta şair, Müslüm ASLAN‘a ait olan iki şiiri birlikte bestelediğinizi de albümünüzde belirtmişsiniz. Geçmişin ve günümüzün önemli şairlerinin şiirlerini ve kendi yazdığınız sözleri notalarla bu denli bağdaştırıp müzik dünyasına kazandırmanızın sizdeki sırrı nedir?

– Bazen kendi duygularınızı sadece müziğe dökersiniz sözleri başkası yazar. Ama ikisi birleştiği zaman bir anlam bulur. Benim müziğe döktüğüm duyguları onlar da sözleriyle dile getirmişlerdi. Yani duygular denk düştü diyebiliriz.

3- Küçük yaştan beri müzikle uğraştığınızı ve aynı zamanda doktor da olduğunuzu biliyoruz. Bu iki önemli mesleğinizi bir arada yürütmek sizin için zor olmuyor mu ve bu iki meslek arasında ortak bir payda var mıdır sizce?

– Ortak payda hizmet. Kültüre, dile ve halka hizmet. İkisi de çok kutsal görevler. Benim bakış açıma göre yaşadığım coğrafyanın en temel eksiği sağlık idi. Beni bu mesleğe iten bu düşünce oldu. Sanat insanın hayatına tat katarken; doktorluk insanın hayatındaki tatsızlıkları ortadan kaldırmaya çalışır. Yani ikisi de ruhun gıdasıdır.

4- Bu albümünüzde Klasik Kürt Edebiyatının ölümsüz olan iki şairlerden Melayê CİZîRî ve Baba Tahirê URYAN‘ın iki şiirini müzik dünyasına kazandırdınız. Bu ölümsüz iki şairin şiirlerinden seçmenize ne vesile oldu? Ve tepkiler nasıl yansıyor size?

– Bu iki büyük şairi bilinçli olarak seçtim, ancak bu şairlerle sınırlı kalmayacak. Çünkü bu coğrafyada yetişmiş çok büyük isimler var ve modern çağda bu isimlerin unutulması kendi kültürümüze yapacağımız büyük bir haksızlık olur. Ben tarzım gereği bu şiirleri modern altyapılarla sunuyorum. Amacım hem tarzımı sürdürmek hem de yeni nesile kültürünü, tarihini unutturmamak. Olumlu tepkiler alıyorum. Bu yüzden bu yolda devam edeceğim. Sadece kendi kişisel duygularımla değil de geçmişi günümüzle harmanlayarak yeni bir şeyler yaratabilmek, bin yıl öncesinde yazılmış ve o günün duygularını günümüz insanlarına aktarabilmek, bir köprü görevi görmek oldukça haz veren bir duygu ve onurlu bir iş. Bu nedenle yaptığım bu çalışmaların karşılığını bulduğunu ve aldığım tepkilerden doğru anlaşıldığımı düşünüyorum.

5- Du Demsal’da Kürt edebiyatının önemli şairlerinden olan Arjen ARî‘nin 2004 yılında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde babası ile birlikte öldürülen 12 yaşındaki Uğur KAYMAZ için yazdığı ‘Berî her zarokî‘ adlı şiirine de can vermişsiniz. Bu eseri ya da bu albümü çocuklara ithaf etmişsiniz de diyebilir miyiz?

– Uğur KAYMAZ’ın benim için ayrı bir önemi vardı. Ne zaman onun gözlerine baksam kendi çocukluğumu görürdüm. Kürt coğrafyasında yaşanan gerçekliklerin benim üzerimdeki etkisinin bir yansıması idi “Berî her zarokî” şiiri. Uğur KAYMAZ bu acıları dile getirmekte bir vesile idi. Bunun gibi yaşanan diğer ölümlerin acılarını dile getirmeye ve bu acıyı yaşayanlara ses olmaya çalışacağım.

6- Diljen RONÎ Cizre de doğup büyüdü, albümde de Botan’a ait iki anonim esere yer vermişsiniz. Bu seçiminiz acaba bir borç duygusu muydu?

– Evet birazda öyle. Birazda doğup büyüdüğüm coğrafyanın kültürünü taşıyorum. Borçtan öte bir yanım Botan kokuyor. “Esmerxan” ve “Selîmo leylo” eserleri bunlardan sadece iki tanesidir. Bu eserler tarz olarak belki çok albümden ayrı görünüyor ama yine de bu albümde Botan tarafı olmalıydı. Bunun için çok gururlu ve mutluyum.

7- İlk Kürt şairleri ile bu günün önemli şairlerinin aşka adanmış şiirlerini melodilere dökmek usta bir müzisyenin zanaatidir. Buna rağmen Diljen RONÎ, slow rock ve caz gibi batı tarzı nağmelere de yer vermenin yanı sıra bu albümde reggae tarzına da yer vermiş. Sizce başarınızın sebeplerinden biri de bu yenilikçiliğiniz ve cesaretiniz değil midir?

– Ben her zaman yeni bir şeyler yaratabilmek için çalıştım. Yeni bir eser yeni bir dünya demektir ve çok büyük anlamı vardır. Müzikte tekrardan mümkün olduğu kadar kaçınmaya çalışıyorum. Reggae tarzı aslında bana çok yakın bir tarz.

8- Şarkı sözü yazarlığınızla kendinizi kanıtlamışsınız. Doktorsunuz ve müzisyensiniz de, peki bunların dışında uğraş verdiğiniz sanatın başka dalları da var mıdır?

* Resim yapıyorum. Yağlı boya, kara kalem çalışmalarım var. Onun dışında bir dönem bilgisayar ile çok uğraştım web masterlik üzerine. Bir kültür ve edebiyat sitesi oluşturmuştum. Kürt kültürü, edebiyatı, tarihi ilgili çalışmalar, bilgi toplama, okuma ve araştırma.

9- İlk albümünüz de olduğu gibi bu albümünüzde de aranjörlüğünü üstlenen Seyithan KIZIL dışında ünlü Ayhan ORHUNTAŞ‘ın da imzası var. İki aranjörle çalışmak neler kattı size? Albüm ne kadar sürede hazırlandı ve ne gibi zorluklar çektiniz?

* Aslında olması gereken budur yani aranjor sayısının fazla olması. Ekip ne kadar çok ise o kadar zengin bir alt yapı ortaya çıkar. Herkesin tarzı ve müzik ruhu başkadır. Bu albüm ilk albüme göre daha rahat oldu. Ama yine de albüm yapmak çok zor bir şey. Çok sıkıntılı ve stresli. Bu albüm, hazırlanma ve repertuar dahil, yaklaşık 1 yıl sürdü. Stüdyo kayıt, mix, mastering ise 2 ay sürdü.

10- Diljen RONÎ’nin ilk albümünü ve Du Demsal adlı ikinci albümünü de Fransız fotoğraçı Julie BARDOUX grafik tasarımını üstlenmiş olduğunu görüyoruz. Neden BARDOUX ?

* Julie ile ilk albümde tanıştım. Onun bakış açısını çok beğeniyorum. Fotoğraf sanatını çok iyi kullanıyor. Yaptığı çalışmalarda ruh var. Ayrıca artık o benim arkadaşım. İkinci albümde de bu tasarımı onun yapmasını istedim.

11- Aşk, hüzün ve duygunun hakim olduğu bu albüme, ‘Du Demsal’ yani ‘İki Mevsim’ ismini vermeyi nasıl kararlaştırdınız ve varsa özel bir nedeni, nedir ?

* Bir arkadaşım önerdi bu ismi, bu albümün yazılarını hazırlarken. Onun önerisi çok hoşuma gitti. Du demsal ismi albümün içeriğini yansıtan en güzel isim oldu. ‘Aşkın iki mevsimi‘ de diyebiliriz. Biri Zivistan(Kış), diğeri de Havîn (Yaz).

12- Kaliteli bir ekiple, büyük emekler sonucu oluşan, 11 önemli eserin yer aldığı Du Demsal, Anadolu Müzik çatısı altında çıktı. Bu duygu dolu ve anlamlı söyleşi için çok teşekkür ederken, hayranlarınıza neler söylemek istersiniz?

* Söyleyebileceğim çok şey var. Genelde canlı performanslarda ufak bir söyleşi de yapıyorum, duygularımı düşüncelerimi onlara aktarıyorum. Hatta bazen onlardan sorular alıyorum çünkü onların düşüncelerini önemsiyorum. Hayranlarıma söyleyeceğim en önemli şey paylaşımdır. Bu müziğin daha çok kişiye ulaşabilmesi için paylaşınız diyorum. Dinlemekle yetinmeyin…