Diljen Roni: Kürtçe şarkılar Türkçeymiş gibi dinletildi

Sanatçı Diljen Roni’nin yeni albüm Xewna Derew müzikseverlerle buluştu. Roni, “Kürtçe şarkıların üzerine Türkçe sözler yazıldı, Kürtçe olan şarkılar esasında Türkçeymiş gibi dinletildi. İzzet Altınmeşeler, İbrahim Tatlısesler böyle tanındı, meşhur oldu. Aslına bakarsanız hala dinleyicisine tam anlamıyla ulaşamamış bir hazineye sahibiz” dedi.

Anıl Mert Özsoy  aozsoy@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Müzisyen Diljen Ronî yeni albümü Xewna Derew (Yalan Rüya) ile müzikseverlerle buluştu.  Albümdeki 9 şarkının 5’inin sözlerini, 7’sinin bestesini yapan Diljen Ronî albümde Koma Wetan’dan Kerem Gerdenzerî’nin Sînê şarkısını yorumladı. Ayrıca Hozan Dilgeş’in müziğini yaptığı Cigerxwîn’in şiiri olan “Ez û Yar” (Ben ve Yar) adlı eserini yeniden seslendirdi.

Diljen Roni ile Kom Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluşan Xewna Derew’i konuştuk.

Sizi tanıyarak başlayalım. Bir yandan tıp hekimliği yapıyor bir yandan da müzik kariyerinize devam ediyorsunuz. Hekimliğinizin müziğinize ne gibi etkileri oldu?

1981 doğumluyum. Söylediğiniz gibi doktorum. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde tıp okudum. Müziğe ortaokul/ lise yıllarında başladım ve üniversite okurken bunu geliştirme fırsatım oldu. Üniversite yılları boyunca çeşitli etkinliklerde sahne aldım ve enstrüman eğitimim devam etti. Mezun olduktan sonra uzunca süre Cizre’de doktorluk hizmeti verdim. Mesleğimin bana şöyle bir faydası oldu: İnsandan kopuk yaşamıyorum. Her kesimden, çok farklı insanlarla karşı karşıya geliyorum. Doktorluk, insana tabularını yıktıran bir meslek. Tüm inançlar, sınıf farklılıkları, ideolojiler… söz konusu sağlık olduğunda geri planda kalıyor. Çokça trajik durumun yanında komik durumlara da şahit oluyorsunuz. Her gün insan hikayelerinden beslenme şansınız oluyor.

Müziğinizde Kürtçe sözler ve geleneksel ezgiler yer alırken, müziğinizi batı enstrümanları ile zenginleştiriyorsunuz. Bu iki farklı kültürün sanat ekseninde bir araya gelmesine dair ne söylemek istersiniz?

Kültürel anlamda gelenekten tamamen kopulmaması gerektiğine inanan biriyim. Batı enstrümanlarıyla geleneksel müzik yapmanın yanı sıra modern şarkılar da yapıyorum. Zaten müziğimi pop/rock tarzda tanımlayabilirim. Ama albümlerimde geleneksel şarkılara da yer veriyorum.

‘DİNLEYİCİSİNE ULAŞMAMIŞ BİR HAZİNEYE SAHİBİZ’

Son albümünüzde çok bilindik bir eser olan Sine’yi yeniden yorumladınız. Gelenek ile çağdaş dönemler arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

Yasaklı dönemler sebebiyle bizde sözlü gelenekten kalma pek çok eser mevcut. Bunların birçoğunun söz yazarı, bestecisi belli değil; anonimleşmiş. Birçoğu da sahibi belli geleneksel eserler. Bugün de durum pek farklı değil ama o günlerde de eserler, özgür bir kültürel ortamda yayılma şansı bulamadı maalesef. Gizli gizli, kısık sesle dinlenmek zorunda kaldı birçoğu. Türkçe eserlerin yayılma şansı bizimkilerde yoktu. Kürtçe şarkıların üzerine Türkçe sözler yazıldı, Kürtçe olan şarkılar esasında Türkçeymiş gibi dinletildi. İzzet Altınmeşeler, İbrahim Tatlısesler böyle tanındı, meşhur oldu. Aslına bakarsanız hala dinleyicisine tam anlamıyla ulaşamamış bir hazineye sahibiz.

Pek çok sanatçı hala bu hazineden yararlanıyor. Yeni bir şey üretilmiyor diye zaman zaman eleştirsek de bu hazinenin de artık gün yüzüne çıkması gerekir. Elbette ki tamamen buraya yönelip hiçbir şey üretmeden sanatçı olalım demiyorum ama bunlar kültürel mirasımız ve halkına ulaşmalı diye düşünüyorum. Kendi şarkılarımızın yanında geleneğe de yer verilmesi gerektiği inancındayım.Ben de albümlerimde kendi modern tarzdaki şarkılarımın yanısıra geleneksel parçalarımıza yer verdim. Dediğim gibi, bu bir miras ve yeni kuşaklara da aktarılmalı.

Sine’ye gelince; Sine eski bir şarkı olmasına rağmen sözlerindeki ‘geleneksel doku’ aslında müziğinde yok. Şarkının bestelendiği tarihe bakacak olursak günün koşullarına göre son derece modern bir alt yapıya sahip. Hatta şu anda bile öyle. Kerem Gerdenzeri’nin modern bestesini biraz kendi tarzımı da katarak yeniden yorumladım. Benim çok sevdiğim, dinlemekten ve söylemekten çok zevk aldığım bir şarkıydı zaten. Bu zevki dinleyicilerimle de paylaşmak istedim. Doğrusu çok güzel geri dönüşler aldım.

‘EN BÜYÜK PROBLEM YASAKÇI ZİHNİYETİN EGEMENLİĞİNİ KORUMASI’

Türkiye’de Kürtçe müzik yapmanın zorlukları nelerdir? Müziğinizi üretme ve dinleyiciyle buluşturma noktasında neler yaşadınız?

Kürtçe müzik için en önemli problem, yasakçı bir geçmişten geliyor olması ve maalesef ki bu zihniyetin hala egemenliğini koruması. Bir de bizim insanımız o kadar çok acıyla karşı karşıya kalıyor ki sanatla uğraşmak, sanata zaman ayırmak neredeyse lüks haline geliyor. Hep bir dayatma ve daraltma çemberinde. Böyle bir ortamda normal olarak ona çok tanıdık gelen, ona kendi yaşamını, geleneğini, kültürünü anlatan geleneksel şarkılara sarılıyorlar daha çok. Bu hep böyledir zaten, yaşadığı alanın gerçeğinden kopamayan, bunun için fırsat verilmeyen insan hep kendisine, bildiğine sarılır.

Yeni sanatçıların çoğu, ben de dahil, modern tarzda şarkılar yapıyoruz. Bunun kitleler tarafından duyulması, alışılması, sevilmesi elbette zaman alacak. Caz, rock, pop müzik yapan sanatçılar olarak biraz sabırlı olmamız gerekiyor. Çünkü ortada görmezden gelemeyeceğimiz gerçekler var.

Kürt sanatçılar için sanatçı olmak bir mücadele alanı. Türkçe şarkı yapanlardan daha sıkıntılı bir ortamdayız ve kısıtlı imkanlara sahibiz. Dediğim gibi, aslında problem çok ama sanat da bizler için var oluş sebebi.

‘MÜZİK KÜLTÜRÜN TAŞIYICI KOLONU GİBİ…’

Müziğin, kültürel hafızada önemli bir yeri var. Bu konuda ne söylemek istersiniz? Sizin için ne denli etkili?

Aslında söylediğimiz her şeyin birbiriyle bağlantısı var. Müzik, kültürün taşıyıcı kolonu gibi… Masallarınızı, atasözlerinizi, geleneklerinizi, inançlarınızı yani sahip olduğunuz, size özgü olan her şeyi melodiye dökme şansınız var. Ve müzik, dilden dile, kulaktan kulağa çok kolayca taşınan bir sanat dalı.

Mesela bugün oturup eski şarkıları dinleyin, o şarkıların ortaya çıktığı tarihteki kültürel ortamı hemen çözersiniz. Aşka bakışları nasıl, töreler hayatın içinde ne kadar etkili, ilişkilerin bitmesinde neler rol oynuyor, kimlere isyan edilmiş, kimler düşman olarak algılanmış, halk zengin mi fakir mi, isyanlar, ezilmişlikler… Hemen her şeye dair bilgi ve fikir sahibi olacağımız şarkılar vardır. Öte yandan dildeki değişimi (gelişmeyi veya gerilemeyi) görürsünüz. Hakim tarz ile o kültürün müziğe bakışını algılarsınız. Mesela bir düşünelim; arabeskin, halk müziğinin veya dengbejlerin çok zengin, refah içinde, özgür yaşayan bir toplumdan çıkmış olması mümkün müdür? Değildir… İnsan, yaşadıklarını ürettiklerine döker çünkü. Özetle; müziğin, sanatın ve kültürün önemli bir parçası olduğunu; hatta kültürel anlamda taşıyıcı kolon olduğunu düşünüyorum.

Kürtçe müzik, sözlü gelenek üzerine ciddi bir birikime sahip. Günümüzün Kürtçe sanat yapan sanatçıları sizce bu birikimden yararlanabiliyor mu?

Doğrusu eski/yeni tüm sanatçılar bu birikimden yararlanıyor. Ama az, ama çok. Bazıları çıkıp hiçbir değişiklik yapmadan, bir yenilik katmadan alıp okuyor; bazıları da kendi yorumunu, kendi tarzını katıyor. Bunların hiçbirine karşı değilim, hatta başta da söylediğim gibi gelenekten yararlanılması gerektiği kanaatindeyim. Ancak, şuna karşı olduğumu söyleyebilirim; sanatçı olma iddiasındakilerin yaratıcı olması gerektiğine inanıyorum. Yani geleneksel bir hazinemiz var, nasılsa bunun da sonu gelmez diye tüm eski şarkıları alıp söyleyerek kolaycılığa kaçıldığını düşünüyorum. Zaten bu, insanı sanatçı değil ‘icra eden kişi’ yapar. Bu nedenle ‘üretim+tüketim’ diyorum.

Xewna Derew’den beklentileriniz nelerdir?

Gönül ister ki herkesin beğenisini kazansın. Çünkü iyi bir iş çıkardığımıza inancım tam. Ama ‘bilinmeyen bir dil!’ ile şarkılar söylüyorsanız en azından kendi dinleyici kitlemize ulaşabilir diye umuyorsunuz. Beklentimiz, öncelikle Kürtçe müzikseverlere ulaşması.

Bundan sonrası için dinleyicilerinizi neler bekliyor?

Albümümüz daha çok yeni. Bu nedenle konserlerle dinleyicilerimle buluşmaya devam edeceğim. Yine albümdeki şarkılara yönelik klip çalışmalarım olacak. Ve tabii ki üretmeye devam…

Hunermend Diljen Ronî Ser Albuma Xwe ya Nû Dipeyîve

Mem Botanî / Dengê Amerîka /  Hunermendê Kurd Diljen Ronî albûmek nû ya bi navê “Xewna Derew” derxist ku ji stranên tarza pop-rock pêk tê.

Ronî strana Kerem Gerdenzerî yê Koma Wetan ya bi navê “Sînê” jinûve şîrove dike û strana “Ez û Yar” ya helbestvanê navdar Cegerxwîn jî distire.

“Xewna Derew” jî 9 stranan pek tê û 4 ji wan ji alîyê Ronî ve hatine nivîsîn û awaza 7 stranan jî dîsa ji hêla wî hatine danan.

“Carna mirov xwe di nav xewneke xweş de dibîn. Jîyan xweş e, evîn xweş e, hezkirin xweş e. Mirov dibêje ev xewneke xweş e, lê paşê mirov dema lê dinêre ku ew hemî derew derketine. Serpêhatî û jîyana mirovan, xewnên wan derew der dixîne. Jiber vê, min navê albûma xwe kir “Xewna Derew”.

Hêjayî bîrxistinê ye ku Ronî di sala 2008an de albûma yekê “Çend Gotinên Evînê” derxistîbû û dû re albûmên bi navê “Du Demsal” û “Çile- Klasîkên Kurdî” giheştibûn guhdarên wî.

Diljen Roni: Kürtler, Kürtçe Rock’ı daha çok özümseyecek

Pop-rock tarzda şarkıların yer aldığı “Xewna Derew” albümü ile sanatseverlerle buluşan Kürt Sanatçı Diljen Roni, “Kürtler, Kürtçe Rock’ı dinlediğinde daha çok özümseyecek çünkü kendi anadilidir.

Kürt sanatçı Diljen Roni’nin pop-rock tarzdaki şarkılara yer verdiğini yeni albümü “Xewna Derew” (yalan rüya) Kom Müzik’ten çıktı. Albümde Koma Wetan solisti Kerem Gerdenzeri’nin “Sînê” eserini tekrardan yorumlayan Roni, müziğini Hozan Dılgeş’ın yaptığı, sözleri ünlü Kürt Şair Cigerxwîn’in ait olan “Ez û Yar (Ben ve Yar)” şarkısını da seslendiriyor.

“Xewna Derew” albümündeki 9 şarkıdan 4’ünün sözünü yazan Roni, 7 şarkının müziğini ise kendisi yaptı. Toplumsal olaylardan, Cizre’nin kokusundan ve Uğur Kaymaz’dan etkilenip onlarca besteye imza atan Diljen Roni yeni albümü ve Kürtçe müzik hakkında ANF’nin sorularını yanıtladı.

Tarzınızı Ciwan Hoca’ya benzetiyorlar. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Kürt müziğinde çok fazla tarz yok. Bu büyük bir eksikliktir. Rock müzik yapan çok az sayıda insan var. Rock müziğinin bazı gırtlak nağmeleri vardır. Kürtçe’de de ilk bu nağmeyi Ciwan Hoca’dan gördük, dinledik biz. Ben de onun hayranıyım. Bu yüzden belki de benim sesimi ona benzetiyor olabilirler. Yoksa, bu benim tarzım ve rahat okuduğum şekilde okuyorum.

90’lı yıllarda Kürtçe müzik uzun süre kendini tekrarladı ancak son dönemde müzisyenlerde ciddi bir arayış gözlemlemek mümkün. Bu arayışa yön veren dinleyici kitlesi midir sizce?

Bir dil sorunumuz var. O dilin insandaki etki sorunu var. Dil üzerindeki asimilasyonun etkileri var. Bir de artık çağ değişiyor ve Cizre’deki herhangi bir insan, telefonundan internete girip Pink Floyd dinleyebiliyor. Bu bizde de bir kamçılanma yarattı. Artık eski şarkıları sevmemeye başladı insanlar ya da yeni doğan jenerasyon direk batı müziği ile doğdu. Çağın gerektirdiği şekilde insanların beklentileri şekillendi. 90’lı yıllarda baskılar en büyük düzeydeydi.

O dönemde Kürt dilinde müzik yapmak ayrı bir duyguya sahipti ve bir hitabı vardı. O döneme ait Kürtçe müzik yapanlar sonraki süreçte bir kısır döngüye girdi ve bana göre çağa ayak uyduramadılar. Şu anki genç müzisyenlerin farklı arayışlarda olmasının nedeni toplumun da değişmesidir. Ayrıca yeter ki konser veremiyoruz. Kitle ile yeterli bir diyaloğa giremiyoruz. İnsanlar Kürtçe müzik konserlerine gidemiyorlar. Bu durumdan kaynaklı da bir kopukluk var.

‘KÜRTÇE POP VE ROCK MÜZİK TARZINA AÇIK OLMAK GEREKİR’

90’lı yıllardaki konjonktür ile şimdiki arasında dağlar kadar fark var. Şimdi insanların çok daha iyi müzikler çıkarması gerekiyor. Bunun bir pazarının da oluşması gerekiyor çünkü biz Kürtçe müzik yapanların en büyük sorunu kitleye yaptığımız müziği aktarma biçimimizdir ve özellikle alternatif müzik yapan ve tutulabilirliği az olan yani dinleyicisi az olan müzik tarzına sahip müzisyenler için.

Benim en büyük misyonum burada, Türkçe Pop dinleyeceğine Kürtler, Kürtçe Pop, Türkçe Rock dinleyeceğine önce Kürtçe Rock dinlesin demektir ve buna göre eserler çıkarmaktır. Kürtçe Rock’ı dinlediğinde bunu daha çok özümseyecek çünkü bu kendi anadilidir. Bu yüzden bu tarzlara açık olmak ve ileri taşınması için kanallar açılması gerektiğini düşünüyorum.

Bir röportajınızda coğrafyanın müzik üzerinde yoğun bir etkisi olduğunu belirtmişsiniz. Cudi dağını ve Marmara denizini nasıl tanımlıyorsunuz? Aradaki fark ne oldu sizin için?

Müzik bir his işidir. Bir şeyler karalamak da bir his içidir. Yaşam içerisinde bu toplumsal bir olay ya da özel bir olay da olabilir, o anın hislerine bakıp hemen bir şeyler yazabiliyorsunuz. Coğrafyanın da insanlar üzerindeki etkisi çok fazla. Oturduğumuz ortam bir insanın ruh halini belirleyebiliyorsa yazdığı şarkı sözlerini, melodileri de belirleyebilir. Ben 8 yıl Cizre’de kaldım. O süre boyunca 2 albüm yaptım orada.

O iki albümümde bir Botan kokusu duyabilirsiniz. Mutlaka vardır çünkü sabahları gözlerimi Cudi Dağı’na açıyordum. Dışarı çıkıyordum ve yine herkes Kürtçe konuşuyordu. Aidiyet duygusu insanın hislerini kabartıyor. İstanbul’a gelinde iş bambaşka bir hale bürünüyor. Herkes Türkçe konuşuyor; farklı bir dil. Ayrıca farklı bir coğrafya.

Albümleriniz arasında bir tarz değişikliği görüyoruz. Bir önceki albümde Kürtçe klasikler vardı şimdi Kürtçe Rock. Bu geçişlerin bir anlamı var mı?

İlk albümümü Çend Gotinen Evine’yi Cizre’de yaptım. İlk albüm olduğu için bir sorumluk hissettim üzerimde. Aslında benim tarzım pop-rock tarzıdır. Kendimi en iyi ifade ettiğim en rahat okuyabildiğim tarz bunlar ama bir yönüm Botanlı olduğu için oranın şarkıları ile büyüdüm. Benim sanatımın alt yapısı Mehmed Arif Ciziri ile doludur. Tabi olanaklar da etkili oldu. Her şeyi bir arada söylemek zorunda kalıyorsunuz. ‘Artık piştim’ dediğimde kendi tarzımı oluşturmam gerektiğini düşündüm.

Evde, konserde ya da başka bir yerde çekilmiş, kaydı alınmış klasik Kürtçe şarkılarını söyledikten sonra Klasike Kurdi albümümü çıkarmaya karar vermiştim. Klasik Kürtçe müziğine uygun olması için bütün detaylarıyla o formatta okudum. Bu albüm beni yansıtıyor. Diljen Roni denildiğinde artık akımıza Xewna Derew gelecek. Çünkü bundan sonraki albümlerim bu ve buna benzer olacak.

Şiirden söz edersek, şiir ve müzik arasında nasıl bir duygu bağı var sizin için? Siz şair misiniz, şiir yazıyor musunuz?

Ben bir şair değilim ama her üç albümde de sözlerin çoğunu ben yazdım. Kani’yi besteledim enstrüman olarak. Söz yoktu onda ama zaten söze ihtiyaç duymadı o. Ben hissettiklerimi yazmaya çalışıyorum. Çevreden çok etkileniyorum; TV haberlerinden, acılardan, dramdan. Örneğin Kani eseri benim Cizre’de, savaş ortamında geçen çocukluğumun bir yansımasıydı. Arjen Ari’nin Uğur Kaymaz için yazdığı Beri Her Zaroki eserinin de müziğini yaptım ikinci albümümde.

Uğur Kaymaz’da çok etkilendim ve bu bende ciddi bir etki bıraktı. Çünkü Uğur Kaymaz’da çocukluğumu gördüm. Benim çocukluğum da onun gibi olabilirdi. Son albümümde daha çok aşktan, aşkın acısından, serzenişlerden, aşkın bıkmışlığından da dem verdim. Örneğin Xewne Drew eseri böyle bir eser. Yani genel olarak yazdığım eserler, başımdan geçenler ve hissettiklerim.

Xewne Derew albümü için bir lansman düzenlediniz 19 Kasım’da. Bu Kürt müzisyenleri açısından pek alışıldık bir etkinlik değil. Siz neden yaptınız? Kürtçe müzik yapanlar adına bir lansman düzenlemek sizce önemli mi?

Artık müzisyenler kendilerini göstermek durumunda. Yaptıkları eserlere önce kendileri sahip çıkmalı. Önce kendi piarını, tanımını yapmalı. ‘Bu eseri ben yaptım, sizler için yaptım. Bunu dinlemenizi öneriyorum’ demesi gerekiyor. Bu kadar teknolojik ağ varken bunun tanıtılmaması sadece albümün yapılıp bırakılması kişinin yaptığına esere de haksızlık oluyor.

Ben bir müzisyenin kendisine haksızlık etmesinden yana değilim. Böyle bir şey düşünüp yaptım ve iyi ki de yaptım. Umarım bu yeni albüm yapacak Kürt müzisyenlerine bir yol olur. Ben stüdyoda bu işin mutfağında yaptım bu işi medyadaki arkadaşları çağırarak ‘bu iş nerede çıkıyor, bunun mutfağı nasıldır?’ göstermek istedim. Medya da bundan memnun kaldı.

Kürtçe Müzik ve Kürt Müziği arasındaki karmaşada sizin yeriniz hangisine daha yakın?

Ben rock müzik yapıyorum. Kürtçe dille rock Müzik yapıyorum. Anlatmak istediğim şey budur. Bu Kürt müziği değil. Benim yaptığım Kürtçe yapılan bir müzik. Rock müziğinin farklı dillerle de yapabilirsin. Kürt müziği diyebileceğimiz şey Dengbejlerdir. İnsanların kavram kargaşası var. Bizler Kürtçe dilinde müzik yapıyoruz. Mesela saksafon kullanıyoruz. Bu Kürt müziğinde yok.

Xewna Derew albümünün içeriği şöyle:

Albümdeki 3 şarkının sözleri Müslüm Aslan’a ait. Diljen Roni, “Xewna Derew” albümünde müzik camiasının ünlü bas gitaristi İsmail Soyberk, müzisyen ve aranjör Ayhan Orhuntaş ve Türk pop müziğinde birçok ismin aranjörlüğünü üstlenen Alper Atakan ile çalıştı. Albüme adını veren “Xewna Derew” şarkısının aranjesini Alper Atakan, diğer şarkıların aranjesini ise Ayhan Orhuntaş üstlendi.

Diljen Roni, 2008 yılında ilk olarak “Çend Gotinen Evine” albümü ile ismini duyurdu ve ardından 2012’de “Du Demsal”, 2018’de “Çile- Klasîkên Kurdî” albümlerine imza attı.

Diljen Ronî’den yeni albüm: Xewna Derew

BasNews- Diljen Ronî’nin pop- rock tarzıyla hazırladığı yeni albümü ‘Xewna Derew’ (Yalan Dünya) dinleyiciyle buluştu. Albümün ilk tanıtımını basına yapan Ronî, “Kürt müziği için küçük de olsa bir şey yapmak istedim” dedi.

Ronî, Ocak 2018’de 2018’de ‘Çile- Klasîkên Kurdî’ derleme albümünü çıkarmıştı. Diljen Ronî, Kom Müzik etiketiyle çıkan ‘Xewna Derew’ albümünde pop-rock tarzdaki şarkılara yer verdi.

“Kürt müziği için küçük de olsa bir şey yapmak istedim”

Albümün ilk tanıtımını Stüdyo Ütopya’da yapan Ronî, albümü üzerinde 5 yıl çalıştığını belirterek şöyle konuştu: “Kürt müziği sanatı üzerine küçük bir emek de olsa bir şey yapmak istedim” dedi. Roni, albümünün pop-rock stilinde olduğunu ifade etti. Kendisine ait olan şiirlerin de olduğunu ifade eden Roni, “Şiirde çok yeterli değilim ama elimden geleni yapmaya çalıştım.”

Roni, “Bu akşam Kürt müziğinde yeni albümler için bir adım olsun istiyoruz. Bizler eserlerimizin reklamlarını yapmalıyız. Hele müzisyenler mutlaka bunu yapmalı. Çünkü şu an içinde bulunduğumuz durumda buna ihtiyaç var. Biz Kürt sanatçılar, basında çok yer almıyoruz. Bizim müziğimizin pazarı da yok. Bunun için eserlerimizin tanıtımını yapmalıyız” dedi.

4 şarkının sözleri Ronî’ye ait

Albümde Koma Wetan solisti Kerem Gerdenzeri’nin ‘Sînê‘ eserini tekrardan yorumlayan Ronî, müziğini Hozan Dilgeş’in yaptığı, sözleri ünlü Kürt Şair Cîgerxwîn’in ait olan ‘Ez û Yar (Ben ve Yar)’ şarkısına da yer verdi. Xewna Derew’ albümündeki 9 şarkıdan 4’ünün sözünü yazan Ronî, 7 şarkının müziğini ise kendisi yaptı. Albümdeki 3 şarkısının sözleri ise Müslüm Aslan’a ait.

Diljen Ronî, ‘Xewna Derew’ albümünde müzik camiasının üstadı ünlü bas gitarist İsmail Soyberk, müzisyen ve aranjör Ayhan Orhuntaş ve Alper Atakan ile çalıştı. Albüme adını veren ‘Xewna Derew’ şarkısının arenjesini Alper Atakan; diğer şarkıların arenjesini ise Ayhan Orhuntaş üstlendi.

Diljen Ronî, 2008’de ilk olarak ‘Çend Gotinen Evine’ albümü ile ismini duyurdu ve ardından 2012’de ‘Du Demsal’, 2018’de ”Çile- Klasîkên Kurdî’ albümlerine imza attı.

Diljen Ronî Kimdir?

Diljen Ronî, 1981 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde doğdu. Küçük yaşlarda müzik ile ilgilenmeye başlayan Diljen, lise öğrenimini Diyarbakır’da tamamlayıp, 1998 yılında tıp fakültesini kazandı. 2006 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra doktor olarak çalışmaya başladı. Daha sonra müzisyen arkadaşlarıyla ilk albümü için çalışmalara başlayan Ronî,2008 yılında  “Çend Gotinên Evînê…” yani ‘Bir Kaç Aşk Sözcüğü’ anlamına gelen ve Anadolu Müzik Şirketi etiketiyle yapılan ilk albümünü çıkarmıştır. Diljen Ronî  2012 yılında ikinci albümü olan yine Anadolu Müzik etiketiyle “Du Demsal” ardından  ‘Çile’ albümünü çıkardı.

Albûma Xewna Derew a Diljen Ronî belav bû

BasNews –  Hunermendê kurd Diljen Ronî albuma çarem a bi navê Xewna Derew belav kir.

Hunermend Diljen Ronî ji ser tora medyaya civakî ji ser rûpela xwe ya twîtterê belav kiriye ku wî albûma wî ya Xewna derew derketiye û hezkiriyên muzîkê dikarin ji ser qenalên înternetê (Spotify, Itunes, Youtube) li albûma wî guhdar bikin.

Di albuma bi nave Xewna Derew de de 9 stran cî digirin. 2 stran cover in, yên din besteyên hunermend bi xwe ne. Gotinên 4 stranan wî ne herwiha Muslum Aslan jî bo albûmê 3 gotinên stranan nivîsîne.

 

Diljen Ronî’den yeni albüm: Xewna Derew/Yalan Rüya

Diljen Ronî’den yeni albüm: Xewna Derew/Yalan Rüya

FERSUDE – Ocak 2018’de 2018’de ‘Çile- Klasîkên Kurdî’ derleme albümle dinleyicisiyle buluşan Diljen Ronî’den yeni albüm ‘Xewna Derew’ (Yalan Rüya) geldi.

Diljen Ronî, 2008’de ilk olarak ‘Çend Gotinen Evine’ albümü ile ismini duyurdu ve ardından 2012’de ‘Du Demsal’, 2018’de ”Çile- Klasîkên Kurdî’ albümlerine imza attı.

Diljen Ronî, Kom Müzik etiketiyle çıkan ‘Xewna Derew’ albümünde pop-rock tarzdaki şarkılara yer verdi. Albümde Koma Wetan solisti Kerem Gerdenzeri’nin ‘Sînê‘ eserini tekrardan yorumlayan Ronî, müziğini Hozan Dilgeş’in yaptığı, sözleri ünlü Kürt Şair Cîgerxwîn’in ait olan ‘Ez û Yar (Ben ve Yar)’ şarkısına da yer verdi.

Xewna Derew’ albümündeki 9 şarkıdan 4’ünün sözünü yazan Ronî, 7 şarkının müziğini ise kendisi yaptı. Albümdeki 3 şarkısının sözleri ise Müslüm Aslan’a ait.

Diljen Ronî, ‘Xewna Derew’ albümünde müzik camiasının üstadı ünlü bas gitarist İsmail Soyberk, müzisyen ve aranjör Ayhan Orhuntaş ve Türk pop müziğinde birçok ismin aranjörlüğünü üstlenen Alper Atakan ile çalıştı.

Albüme adını veren ‘Xewna Derew’ şarkısının arenjesini Alper Atakan; diğer şarkıların arenjesini ise Ayhan Orhuntaş üstlendi.

 

Diljen Ronî Kimdir?

Diljen Ronî, 1981 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde doğdu. Küçük yaşlarda müzik ile ilgilenmeye başlayan Diljen, lise öğrenimini Diyarbakır’da tamamlayıp, 1998 yılında tıp fakültesini kazandı. 2006 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra doktor olarak çalışmaya başladı. Daha sonra müzisyen arkadaşlarıyla ilk albümü için çalışmalara başlayan Ronî,2008 yılında  “Çend Gotinên Evînê…” yani ‘Bir Kaç Aşk Sözcüğü’ anlamına gelen ve Anadolu Müzik Şirketi etiketiyle yapılan ilk albümünü çıkarmıştır. Diljen Ronî  2012 yılında ikinci albümü olan yine Anadolu Müzik etiketiyle “Du Demsal” ardından  ‘Çile’ albümünü çıkardı.

Albümü Spotify dan dinlemek için: https://open.spotify.com/album/79yfyCaDOYv3L6fpg4YUJo?si=w-62e9agRoWEPDOoMphAsg

Albümü Youtube den dinlemek için : https://www.youtube.com/watch?v=pTTSZlPWVfU&t=0s&list=PL5TTbX69ix7Hce8N3MCaMX8FoePF8M8B0&index=2