Diljen Roni: Müzik bilginin yoludur

Cizre’de 1981 yılında gözlerini hayata gözlerini açan ve her kürdün makûs kaderi diyebileceğimiz göçten nasibini alarak Diyarbakır’a yerleşen Roni, hem doktorluk mesleğini hem de müzisyenliğini bir arada yürütüyor.

 

Mehmet Kan

IMPNews/ Diyarbakır – Kürd müziğine dair müzik eleştirmenleri ve dinleyicilerin müzikal kalite konusunda hemfikir oldukları temel sorunsal, özellikle de Kürdistan’da savaşlı yılların son bulmasıyla birlikte ‘fason üretim’ ve kalital düşüş şeklinde. Hem enformasyonel gelişmeler ve hem de yasakların son bulmasıyla birlikte Kürd müziği piyasasında canhıraşane bir hareketlilik görmek mümkün. Lakin bunun yanında bu güne kadar Kürd müziğini sırtlamış grup ve isimlerde ise bir durgunluk ve sabitlik olduğunu söylemek mümkün. Müzik eleştirmeni Nail Dilmener’in deyimiyle Kürd müziğinde Ümit Besen’den geçilmiyor. Bu disiplinle ilgili umut veren ve müzikseverleri mutlu eden önemli bir durum da yok değil elbette. Bu fason üretimin özellikle sosyal medya aracılığıyla duman attırdığı bir ortamda, kendi köşelerinde kafa patlatan, Kürd müziğinin arkaik kodlarına, dengbêjlik geleneğine ve kendi mayasıyla dünya müziği içinde var olmayı dert edinen, bunun için de bir çok aktüel tartışmanın dışında kalarak ontolojisini müzikle vuruşturan isimler de çıkıyor. İşte bunlardan biri de kuşkusuz ki ‘Kürd müziğinin pamuk telli gitarı’ Diljen Roni. Kürd müziğinde bir mihenk taşı olan bir başka lokasyon ise cerrahi… okurlarımız ne alakası var diyecektir muhtemelen ama Kürd müziğinde ismi altın harflerle yazılmış cerrahların, yani tıp doktorlarının mesleki obsesyonlarını müzikte de konuşturdukları bir ‘iç kanama’ da var Kürd müziğinde. Bu ‘iç kanama’ kuşkusuz müziği içeriden besleyen sağlam bir damar oluyor. Örneğin Koma Amed. Bilindiği gibi Koma Amed’in Kürd müziğindeki yeri, çıtası, estetik ve müzikal kalitesi, toplumsal kan dolaşımının harmanını ezgilerde attırdığı gerçeği herkesin, hepimizin kursağında kalakaldı. Üyelerinin çoğu cerrahtı ve müziğin cerrahları olarak Kürd müzik tarihinin en değerli sayfalarından birine adlarını yazdırdılar. Bu cerrahi damardan geliyor işte Diljen Roni de…

Hangi Kürd müzisyene mikrofon uzatsanız il cümlesinin ‘entegrasyon’ yani dengbêjlik çeşmesini günümüze uyarlamak olduğu, lakin çoğunun da bunu yaptığını iddia ettiği düzlemde deyim yerindeyse müziğe düşmanca zarar verdiği bir ortamda, müziğimizin geçmişiyle bu gününü berdel kılan, bunu yaparken de sesindeki naiflikle, özenle ve layıkıyla yapan isimleren olan Diljen Roni, Kürd müziğinin ‘yeni akımı’ sayılabilecek kervanın bir parçası. Özellikle Kürdi yapısından bir şey kaybettirmeden klasikleri modern müzik içinde yerleştirebilmek zor olsa da Kürdlerin bu yeni akıp kuşağı bu misyonu giderek daha layıkıyla yerine getirmeye başlamış durumda.

Müziğini, eskinin duru ve toplumla iç içe olan sanatıyla mayalayan müzikal çalışmalar giderek artarken, bu çalışmaları bize sunanlar hem teknolojik imkanlar hem de sanatlarındaki özgünlükleriyle daha çok görünür hale geliyorlar. Özellikle Kürdler açısından, müziğin hayatın vazgeçilmezi olarak değerlendirdiğimizde, bu hızlı tüketim çağında üretilen sanatsal ürünlerin büyük bir titizlikle yapılması zorunluluğunu da görmezden gelemeyiz. Son yıllarda adından sıkça bahsettiren ve gerek ses rengi gerekse müziği ile özgünlüğünü ortaya koyan Diljen Roni bu sorumluluğun farkında olan aynı zamanda geçmişe de borcu olduğunu düşünen sanatçılardan biri. Diljen Roni müzik hayatını, müziğinde nelere dikkat ettiğini ayrıca sahip olduğu doktorluk mesleğinin sanatına etkisini BasHaber’e anattı.

Cizre’de 1981 yılında gözlerini hayata gözlerini açan ve her kürdün makûs kaderi diyebileceğimiz göçten nasibini alarak Diyarbakır’a yerleşen Roni, hem doktorluk mesleğini hem de müzisyenliğini bir arada yürütüyor. Diyarbakır’a geldikten sonra, henüz çocukken müzikle ilgilenmeye başlar. 12 yaşında, Mezopotamya Kültür Merkezi’nde tambur eğitimi alan Roni, daha sonra Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde tıp eğitimi alarak doktorluğa adım atmış. Üniversite yıllarında da müziğe devam ederek gitar çalmayı da öğrenen sanatçı, mezun olduktan sonra doktorluğun yanı sıra profesyonel müzik hayatına adım atarak, ilk albümü olan “Çend Gotînên Evînê”yi çıkarıyor.

Tıp ve müzik bir arada

Tıp ve sanatın çok zahmetli ve ilgi isteyen işler olduğunu söyleyen Roni, 8 yıldır profesyonel müzik yaptığını, doktorluğa insan yaşamını ilgilendirdiği için daha fazla zaman harcamak zorunda kaldığını diğer taraftan müziğin zaten hayatının her anında olmasından dolayı fazla vaktini almadığını söylüyor. Müziğin kendisi için yaşamın damarlarından biri olduğunu söyleyen Roni, “Müzik yaşamımın ve kalbimin bir parçası gibi. Müzik ve tıp birer sanattır aynı zamanda her ikisi de ilaçtır. Biri insana biri topluma ilaç olur. İnsan yaşamı benim için her şeyden önce gelir bu iki parça da insan yaşamının vazgeçilmezleri olduğu için ben yaptığım işlerden keyif alıyorum.”diyor.

Müzik bilginin yoludur

Klasik edebiyatın karakterleri ve hikayeleri üzerine başarılı bir şekilde müziğini inşa edebilen sanatçı, Kürd edebiyatının çok zengin olduğunu ve buradan beslendiğini ifade ederek, bunun modern müzik için büyük bir alt yapı olduğunu dile getiriyor. Kürd kültürünün klasiklerinin unutulmasını istemediği için çalışmalarında bunlara yer verdiğini ve modern bir yapıyla yeniden sunmaya çalıştığının söyleyen Roni, “Eski efsane, hikaye ve eserler ilgimi çekiyor. Onların dinlenmesini ve unutulmamasını istediğim için çalışmalarımda yer verip dinlenmesini sağlamak istiyorum. Müzik bilginin yoludur. Dengbêjliğin Kürd tarihi ve geleneğinin taşıyıcısı olmasın sebebiyle, kürd kültürel birikiminin kaybolmasına da engel olmuşlar. Ama artık kimse onları dinlemiyor bende bu yüzden böyle çalışıyorum. Baba Tahirê Hemedanî 1000 sene önce yazmış ama kimse bilmiyor unutulmuş. Ben bunu aldım, reggae formatında okudum ve müzik yaptım şimdi küçük çocuklar bile bunu dinliyor. Sanatımızın ve kültürümüzün ayakta kalması için sahip çıkmalıyız. Müzik her kapıyı açıyor ve öğrenmenin kapısını da aralıyor.”diyerek, çalışmalarının bu yüzden geçmiş müziğin kodlarını da içerdiğini söyledi.

Müziğin içinde bulunduğu durum iyi değil

Müzisyen olmanın eskisi kadar zor olmadığını imkanların her zamankinden fazla olduğunu belirten Roni, bunun daha kaliteli ürünler yaratmak gibi bir sorumluluğu da kendisiyle birlikte getirdiğini söylüyor. Herkesin, her şeye kolayca ulaşabildiği bir çağda böyle bir sorumluluğun göz ardı edildiği kanısında olan Roni, bu yüzden müziğin içinde bulunduğu durumun iyi olmadığını düşünüyor. Sürekli  kalitesiz üretimin müziğe verilen değeri de azalttığını düşünen sanatçı, “Kalitesiz işler üretilirken, ekonomik yönden de birçok sorun yaşanıyor. Müzikten herhangi bir kazanç sağlanamadığı için  teknik anlamda da eksik kalınıyor ve bu da kendisiyle birlikte farklı ve güzel sanatsal ürünler üretilmesinin önüne geçiyor. Maalesef ekonomik etkenlerin üretkenliği etkilemesini göz ardı edemeyiz.”diyor.

Modern müzik üretmeliyiz

Müzikal üretimlerde dinleyicilerin dikkatini çekmek gerektiğini ve rock, regae, Jazz gibi tarzlara da yönelmenin doğru olabileceğini ifade eden Roni, Kürdlerin de artık modern müzikleri dinlemeye yöneldiğini dile getirerek bunun önünü açmak ve bütün dünya müziği tarzlarını göstermek gerektiğini söylüyor. Modern müzik tarzlarının Kuzey Kürdistan’da üretilmesinin şartlarının olgunlaştığına inandığını dile getiren Roni, Kürdlerin artık bunu yapabilecek kapasitede olduğunu ve bu kadar acı ve gözyaşından sonra bunu da hak ettiğini söyledi.

Yeni bir albüm çalışması içerisinde olan Diljen Roni’nin, “Çend Gotinên Evînê” ve “Du Demsal” isimli iki albüm çalışması bulunuyor. Albüm çıkarmak için acele etmediğini ve adım adım ilerlediğini dile getiren sanatçı, güzel ve güçlü bir albüm yapmak istediğini bunun için de bazı şarkıları ve klasik parçaları araştırdığını söylüyor. Araştırmaları bittiği zaman stüdyoya gireceğini söyleyen Roni, modern tarzda müzikler üzerine çalışacağını söylüyor. (IMPNewsGazetesi) / (r.s)