Diljen Ronî: Müzisyenler kendini gözden geçirmeli

Müzisyen Diljen Ronî, Kürd müziğinin yüzyılın hala gerisinde olduğunu belirterek, müzisyenlerin önce kendini gözden geçirmesi gerektiğini söylüyor.

 

Mustafa Ergün

IMPNews- Müzisyen Diljen Ronî’nin müziğe ilgisi çocuk yaşlarda, henüz 11-12 yaşlarında iken başlamış. Fakat belki de pek çok kişinin henüz başlamadan heveslerinin kırılmasına neden olan ekonomik nedenlerden dolayı Ronî de müzik yolculuğuna geç başlamış. İnce eleyip sık dokuyan biri Diljen Ronî. Müziğinde hemen göze çarpıyor bu özelliği. “Bu ömre kaç albüm daha sığdırabilirim bilemiyorum” diyor ve ekliyor, “Çok fazla tüketmek de istemiyorum. Her şey tane tane ve profesyonel olsun istiyorum.” Ronî, geleneksel Kürd tınıları ile batı müziğini başarılı bir şekilde harmanlayan usta ellerden biri. Bir insan hangi dilde âşık olursa, o dilin sanatına ilgi göstereceğini söylüyor Ronî ve “çoğumuz artık resmi dille aşk yaşıyoruz” diye ekliyor.

Müzisyen Diljen Ronî ile müziği ve müziğini konuştuk.

-Müzikte özgün bir tarz yarattınız ve şarkılarınız duyulduğunda imzanız kendini hemen ele veriyor. Diljen Ronî müziği nasıl oluştu?

Öncelikle bizim coğrafyada yaşayan herkesin az çok anlayabildiği ve birebir yaşadığı bazı acılar var. Belki bu acılar, yokluk ve imkânsızlıklar benim müzikal kimliğime yansıdı. Her zaman yüreğimden gelen ezgileri sözlerle harmanlayarak o anın duygusuyla şarkı yaptım ve bunları kaydettim. Şarkılarımda hep bir hüzün vardır. Ben de bu hüznü seviyorum. Melankoli değil, ruhun arınması gibi düşünebiliriz. Bir yandan Cizre-Botan gelenekleri bir yandan da modern batı tınıları. İkisi arasında gidip gelmekteydim. Özellikle ilk albümümde bunun yansımalarını görebilirsiniz. Aslında ikinci albümde de bu harman var. Bir yandan çocukluğumun geleneksel melodileri bir yandan batıdan gelen saksafon ve elektro-gitar ezgileri. İkisi bende bir bütün oldu. Awirên Esmeran şarkısı buna bence en iyi örnektir.

-Kürd müziğinde son yıllarda bir durgunluk olduğu göze çarpıyor, sizce de öyle mi, neden?

Kürdçe yapılan bir müziğin siyasal gelişmelerden etkilenmesi oldukça normaldir. Kürd coğrafyasında yüzyıllardır süregelen savaşlar, çatışmalar, yasaklar hepsinin ayrı ayrı etkisi vardır. Ama en etkilisi belki de asimilasyondur. Bir insan âşık olduğunda hangi dille âşık olur ya da aşkını nasıl ifade eder? Kendi anadili ile mi yoksa yaşadığı ülkenin resmi dili ile mi? Bu sorunun cevabı müzik kalitesini, gelişimini etkiler. Çoğumuz artık resmi dille aşk yaşıyoruz. Bir müziğin gelişmesi için dinlenilmesi ve dinlenirken anlaşılması ve paylaşılması gereklidir. Duygularımıza da cevap vermelidir elbette. Ana damarlardan bir tanesi bu sorunlardan dolayı yeterince ilgi görmüyor ve hak ettiği noktaya ulaşamıyor.

-Sanırım siyasetin de bununla ilgisi var, yanılıyor muyum?

Siyasal gündem de diğer bir sorun. Bir yerlerde bombalar patlıyorken kimse müziği konuşmaz, müzik yapamaz. Yapsa bile ya siyasi olacak ya da yoğun bir karalama eleştiriye maruz kalacaksınız. Bu da müzik gelişiminin önünde bir engel. Bu durgunluğu buna bağlamak da mümkün. Son bir yönü var ki o da ekonomik nedenler. Kürdçe müzik piyasasının ele avuca sığacak bir pazarının olmamasıdır. Konser alanı mesela. Hep siyasi mitinglerde ya da Newroz alanlarında buluşabiliyor sanatçı ile halk. Bununla ilgili haklı bir sürü gerekçe var elbette. Ama Çözüm Süreci boyunca da aynı tıkanıklık vardı bu da bir gerçek. Gerçek şu ki siyasi süreç her zaman sanattan önce geliyor. Fakat sanatın aynı zamanda iyi bir eğitim aracı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Siyasi parçalar yapmayan, halay tarzı söylemeyen bir sanatçının siyasi mitinglerde halkla buluşma olasılığı çok düşük. Biraz daha farklı tarzda müzik yapanlar maalesef ki küçük salonlara, barlara mahkûm ediliyor. Bizi dinleyen kitlenin hepsi bar ortamından hoşlananlardan oluşmuyor ki. Bu durumda onlara ulaşmakta zorluk çekiyoruz ve haklı hayran serzenişleri oluyor maalesef.

-Bir müzisyen blues bir albüm yaptıktan sonra ikinci albümü yapma olasılığı var mı? Ya da şöyle söyleyeyim, bir müzisyen arabesk veya politik bir albüm çıkarttığı zaman ikinci bir albüm çıkarma olasılığı var mıdır?

Bizim sanırım artık gökkuşağı renklerini görmemiz ve onlara daha fazla alan açmamız gerekiyor. Siyah beyaz bir müzik mantalitesi olmamalı.

-Müzikal gelişimin önündeki engeller neler sizce?

En büyük engel biz müzisyenleriz. Gerisi önemli değil. Biz kendimizi belli kalıplardan kurtaramadık ki farklı şeyler sunamadık ki insanların müzik zevki de gelişsin. Kolaycılık yapıyoruz ve alışılagelen, beğenisi garanti olan müziği sunuyoruz. Aslında tekrara düşmek bu.

-Günümüz müziği Dengbêjlikten ne kadar istifade edebiliyor? Dengbêjlikle modern müzik harmanlabiliyor mu?

Ben bunu yapmaya çalışıyorum. Önümüzdeki albümde de bazı denemelerim olacak. Özünü bozmayacak şekilde bazı çalışmalarım olacak. Bu ezgilerin insanların acılarını sarmasını ve onlara bir merhem olmasını umuyorum. Dengbêjlik bence hala gerekli araştırmalara ve çalışmalara yer etmiş değildir. Bazı çalışmalar oldu beğeniyle takip ediyorum. Örneğin, Mizgin Tahir Senfonisi… Görüyoruz ki her şarkı güzel düzenlemelerle tekrar hayat bulabilir.

-Çözüm Süreci’yle yaşanan iyileşme son bir yılda yerini yeni acılara bıraktı. Kürd müziği de toplumsal olaylara göre rotasını çizdi bu zamana kadar. Müzik bu süreçten nasıl etkilendi veya etkileniyor?

Elbette kötü etkilendik. Hepimiz… İnsanlar öldü. Yerler, yurtlar yıkıldı. Yerle bir oldu. Yürekler kırıldı, bu ortamda aşk müziği konuşmak hakaret gibi gelir insana. Daha çok siyaset, daha çok marş dinlenilir böyle durumlarda. Etkilenim bu yönde oluyor. Ama benim gibi ruhunu aşkla bütünleştiren müzisyenler için bu dezavantaj. Bence en kötü günümüzde aşka sarılmalıyız. Aşk hiçbir zaman bitmeyen bir şiirdir.

-Halkın gözü Rojava ve Güney’deki gelişmelerde. Kürd müziği bu tempoya ayak uydurabildi mi ya da ayak uyduruyor mu sizce?

Tabi ki orada yaşanan gelişmeler önemli. Resmi olarak dünyaca tanınmak millet olarak büyük bir kazanım olur. Bu gelişmelerin Kürdçe müziğin önünü sonuna kadar açacağını düşünüyorum. Ama müziğimiz yüzyılın hala gerisinde. Biz müzisyenler önce kendimizi gözden geçirmeliyiz.

-Müzisyenlerin sanat üretimleri bir yana, sanat üretimleriyle hayatlarını idame ettirmede de sorunlar yaşadığı biliniyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda şanslı olanlardanım çünkü geçimimi müzikle yapmıyorum. Bu konuyu en iyi anlayacak kişi müzikten geçinimini sağlayan müzik emekçileridir. Sorunlar dağ gibi. Bir pazar yok, konser yok, albüm satışları yok, dijital ortamlardan ufak tefek kazançların dışında barlardan, düğünlerden para kazanmak zorunda olan birçok müzisyen var. Ve bir de onları barlarda çıktıkları için eleştiriyoruz. Ama düğünlere çıkanları eleştirmiyoruz. Böyle bir kaos var.

-Önümüzdeki günlerde neler yapıyorsunuz? Yeni çalışmalarınız var mı?

Anlatmak istediğim çok şey var aslında. Sanırım buna pek zamanım olmayacak. Bu ömre kaç albüm daha sığdırabilirim bilemiyorum. Çok fazla tüketmek de istemiyorum. Her şey tane tane ve profesyonel olsun istiyorum. 3. albümüm için repertuar oluşturuyorum ama henüz istediğim noktada değil. Kesinlikle albümümde olmalı diyebileceğim bazı bestelerim olmasına rağmen.

Bugünlerde gelişimim için bazı dersler alıyorum müzikal anlamda. Bu derslerin de albümüme olumlu yansıyacağını düşünüyorum. Yakın bir tarihte bir projem yok ama bunda bazı engeller var tabi. Ekonomik sorunlar en başta olmak üzere, bu dönemde müzik piyasasının düştüğü durumu da göz ardı etmiyorum. Sürecin, yeni bir bahar iklimi koşullarında daha iyi olacağını düşünüyorum. Umutla bekliyorum. Önce içinde bulunduğumuz şu kaos ortamından biraz olsun silkinip çıkalım ki halkımız müziğimize kulak verebilsin. Her şeyin güzel olacağına dair umudumuzu kaybetmeyelim.

(M.E)

Aşka adanmış iki mevsim: Du Demsal

Aşka adanmış iki mevsim: Du Demsal

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA/ YAŞAR AKSU/ DILJEN RONÎ

İkinci albümünü çıkaran Diljen Ronî, ‘Du Demsal’ı anlattı: „Aşkın iki mevsimi de diyebiliriz. Biri zivistan diğeri de havîn.“

Du Demsal’ yani ‘İki Mevsim’ adlı ikinci solo albümünü çıkaran kazandıran Diljen Ronî, duygu dolu 11 tane eseriyle müziksever karşısına çıktı. İlk albümü ile Kürt müziğine iddialı bir giriş yapan Ronî, bu albümüyle de aynı etkiyi müzikseverlerde bırakacağının belirtisini albüm repertuarında özenle seçtiği eserlerle belli ediyor. Diljen Ronî ile henüz çok yeni olan ikinci solo albümü ‘Du Demsal’ üzerine söyleşi yaptık.

İkinci albümünüzü çıkardınız. Öncelikle şunu sormak istiyorum. Bir sanatçı için albüm çıkarmak nasıl bir duygu?

Bunun tarifini yapmak çok zor. Daha baba olmadım ama herhalde bir çocuğunun olması gibi bir mutluluk diyebilirim. Yeni bir eser üretmenin verdiği haz, yeni dünyaya gelmiş bir çocuğun gülüşündeki mutluluktan tat almak gibidir. Bu yüzden her yeni eser benim bir parçam oluyor ve bunu dinleyicilerimle paylaşmak bana haz veriyor.

İlk solo albümünüzde olduğu gibi bu albümünüzde de genel olarak eserlerin müziği size ait. Şair Müslüm Aslan’a ait iki şiiri birlikte bestelediğinizi belirtmişsiniz. Geçmişin ve günümüzün önemli şairlerinin şiirlerini ve kendi yazdığınız sözleri notalarla bu denli bağdaştırıp müzik dünyasına kazandırmanızın sizdeki sırrı nedir?

Bazen kendi duygularınızı sadece müziğe dökersiniz sözleri başkası yazar. Ama ikisi birleştiği zaman bir anlam bulur. Benim müziğe döktüğüm duyguları onlar da sözleriyle dile getirmişlerdi. Yani duygular denk düştü diyebiliriz. Müslüm Aslan benim dostumdur onun yazıları okurken hüzünleniyorum. Bu yüzden değerli dost Müslüm Aslan’a katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

Küçük yaştan beri müzikle uğraştığınızı ve aynı zamanda doktor da olduğunuzu biliyoruz. Bu iki mesleği bir arada yürütmek sizin için zor olmuyor mu ve bu iki meslek arasında ortak bir payda var mıdır sizce?

Ortak payda hizmet. Kültüre, dile ve halka hizmet. İkisi de çok kutsal görevler. Benim bakış açıma göre yaşadığım coğrafyanın temel eksikliklerinden bir tanesi de sağlık idi. Beni bu mesleğe iten bu düşünce oldu. Kendi halkıma hizmet vermekten son derece mutlu ve gururluyum. Sanat bir anlamda insanın hayatına tat katarken; doktorluk insanın hayatındaki tatsızlıkları ortadan kaldırmaya çalışır. Yani ikisi de ruhun gıdasıdır diyebilirim.

Bu albümünüzde klasik Kürt edebiyatının ölümsüz olan iki şairlerden Melayê Cizîrî ve Baba Tahirê Uryan’ın iki şiirini müzik dünyasına kazandırdınız. Bu ölümsüz iki şairin şiirlerinden seçmenize ne vesile oldu? Tepkiler nasıl yansıyor size?

Bu iki büyük şairi bilinçli olarak seçtim, ancak bu şairlerle sınırlı kalmayacak. Çünkü bu coğrafyada yetişmiş çok büyük isimler var ve modern çağda bu isimlerin unutulması kendi kültürümüze yapacağımız büyük bir haksızlık olur. Ben tarzım gereği bu şiirleri modern altyapılarla sunuyorum. Amacım hem tarzımı sürdürmek hem de yeni nesile kültürünü, tarihini unutturmamak. Olumlu tepkiler alıyorum. Bu yüzden bu yolda devam edeceğim. Sadece kendi kişisel duygularımla değil de geçmişi günümüzle harmanlayarak yeni bir şeyler yaratabilmek, bin yıl öncesinde yazılmış ve o günün duygularını günümüz insanlarına aktarabilmek, bir köprü görevi görmek oldukça haz veren bir duygu ve onurlu bir iş. Bu nedenle yaptığım bu çalışmaların karşılığını bulduğunu ve aldığım tepkilerden doğru anlaşıldığımı düşünüyorum.

‘Du Demsal’da Kürt edebiyatının önemli şairlerinden olan Arjen Arî’nin 2004 yılında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde babası ile birlikte öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz için yazdığı ‘Berî her zarokî’ adlı şiirine de can vermişsiniz. Bu eseri ya da bu albümü çocuklara ithaf etmişsiniz de diyebilir miyiz?

Uğur Kaymaz’ın benim için ayrı bir önemi vardı. Ne zaman onun gözlerine baksam kendi çocukluğumu görürdüm. Kürt coğrafyasında yaşanan gerçekliklerin benim üzerimdeki etkisinin bir yansıması idi „Berî her zarokî“ şiiri. Uğur Kaymaz bu acıları dile getirmekte bir vesile idi. Bunun gibi yaşanan diğer ölümlerin acılarını dile getirmeye ses olmaya çalışacağım.

Cizre’de doğup büyüdünüz. Albümde de Botan’a ait iki anonim esere yer vermişsiniz. Bu seçiminiz acaba bir borç duygusu muydu?

Evet biraz da öyle. Biraz da doğup büyüdüğüm coğrafyanın kültürünü taşıyorum. Borçtan öte bir yanım Botan kokuyor. „Esmerxan“ ve „Selîmo leylo“ eserleri bunlardan sadece iki tanesidir. Bu eserler tarz olarak belki çok albümden ayrı görünüyor ama yine de bu albümde Botan tarafı olmalıydı. Bunun için çok gururlu ve mutluyum.

İlk Kürt şairleri ile bugünün önemli şairlerinin aşka adanmış şiirlerini melodilere dökmek usta bir müzisyenin zanaatıdır. Slow rock ve caz gibi batı tarzı nağmelere de yer vermenin yanı sıra bu albümde reggae tarzına da yer verilmiş. Bu yeniliğin başarınızda rolü var mı?

Ben her zaman yeni bir şeyler yaratabilmek için çalıştım. Yeni bir eser yeni bir dünya demektir ve çok büyük anlamı vardır. Tekrardan mümkün olduğu kadar kaçınmaya çalışıyorum. Reggae tarzı aslında bana çok yakın bir tarz. Gelecek albümlerimde de bu tarzı sürdüreceğim. Kürt müziğine yeni bir renk katabilmek en büyük amacım. Bunun için üçüncü albüm çalışmalarıma hemen başladım.

Doktorluk ve müzisyenlik dışında başka bir uğraşınız var mı?

Resim yapıyorum. Yağlı boya, kara kalem çalışmalarım var. Onun dışında bir dönem bilgisayar ile çok uğraştım web masterlik üzerine. Bir kültür ve edebiyat sitesi oluşturmuştum. Kürt kültürü, edebiyatı, tarihi ilgili çalışmalar, bilgi toplama, okuma, araştırmalar yaptım. Bu bir anlamda bana altyapı oluşturdu. Sanat hayatımı da şekillendirdi.

İlk albümünüzde olduğu gibi bu albümünüzde de aranjörlüğünü üstlenen Seyithan Kızıl dışında Ayhan Orhuntaş’ın da imzası var. İki aranjörle çalışmak neler kattı size? Albüm ne kadar sürede hazırlandı ve ne gibi zorluklar çektiniz?

Aslında olması gereken aranjör sayısının fazla olması. Ekip ne kadar çok ise o kadar zengin bir alt yapı çıkıyor. Herkesin tarzı ve müzik ruhu başkadır. Albüm ilk albüme oranla daha rahat oldu. Ama yine de albüm yapmak çok zor bir şey. Çok sıkıntılı ve stresli. Bu albüm hazırlanma, repertuar dahil yaklaşık 1 yıl sürdü. Stüdyo kayıt, mix, mastering ise 2 ay sürdü.

İlk ve ikinci albümde Fransız fotoğrafçı Julie Bardoux grafik tasarımını üstlenmiş olduğunu görüyoruz. Neden Bardoux?

Julie ile ilk albümde tanıştım. Onun bakış açısını çok beğeniyorum. Fotoğraf sanatını çok iyi kullanıyor. Yaptığı çalışmalarda ruh var. Ayrıca artık o benim arkadaşım. İkinci albümde de bu tasarımı onun yapmasını istedim. Albümün müziklerini dinleyip o ruhla albümün rengini, resimlerini ve yazı karakterini belirledi.

Aşk, hüzün ve duygunun hakim olduğu bu albüme, ‘Du Demsal’ yani ‘İki Mevsim’ ismini vermeyi nasıl kararlaştırdınız ve varsa özel bir nedeni, nedir?

Bu albümün yazılarını hazırlarken bir arkadaşım önerdi. Onun önerisi çok hoşuma gitti. Du Demsal ismi albümün içeriğini yansıtan en güzel isim oldu. Aşkın iki mevsimi de diyebiliriz. Biri Zivistan (Kış) diğeri de Havîn (Yaz).

 

Diljen RONÎ… Aşkın iki mevsimi…

Diljen RONÎ… Aşkın iki mevsimi…

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA/ YAŞAR AKSU/ DILJEN RONÎ

1- İkinci, yani yeni albümünüz Du Demsal‘ın dinleyicilerle buluşmasının mutluluğunu ben de bir hayranınız olarak sizinle yaşıyorum, yaşıyoruz. Lakin ilk sualim olarak, bu mutluluğun tarifini size sorar isem yanıtınız ne olabilir?

– Teşekkür ederim. Ama bunun tarifini yapmak çok zor. Daha baba olmadım ama herhalde bir çocuğunun olması gibi bir mutluluk diyebilirim. Yeni bir eser üretmenin verdiği haz, yeni dünyaya gelmiş bir çocuğun gülüşündeki mutluluktan tat almak gibidir.

2- İlk solo albümünüzde olduğu gibi bu albümünüzde de genel olarak eserlerin müziği size ait. Usta şair, Müslüm ASLAN‘a ait olan iki şiiri birlikte bestelediğinizi de albümünüzde belirtmişsiniz. Geçmişin ve günümüzün önemli şairlerinin şiirlerini ve kendi yazdığınız sözleri notalarla bu denli bağdaştırıp müzik dünyasına kazandırmanızın sizdeki sırrı nedir?

– Bazen kendi duygularınızı sadece müziğe dökersiniz sözleri başkası yazar. Ama ikisi birleştiği zaman bir anlam bulur. Benim müziğe döktüğüm duyguları onlar da sözleriyle dile getirmişlerdi. Yani duygular denk düştü diyebiliriz.

3- Küçük yaştan beri müzikle uğraştığınızı ve aynı zamanda doktor da olduğunuzu biliyoruz. Bu iki önemli mesleğinizi bir arada yürütmek sizin için zor olmuyor mu ve bu iki meslek arasında ortak bir payda var mıdır sizce?

– Ortak payda hizmet. Kültüre, dile ve halka hizmet. İkisi de çok kutsal görevler. Benim bakış açıma göre yaşadığım coğrafyanın en temel eksiği sağlık idi. Beni bu mesleğe iten bu düşünce oldu. Sanat insanın hayatına tat katarken; doktorluk insanın hayatındaki tatsızlıkları ortadan kaldırmaya çalışır. Yani ikisi de ruhun gıdasıdır.

4- Bu albümünüzde Klasik Kürt Edebiyatının ölümsüz olan iki şairlerden Melayê CİZîRî ve Baba Tahirê URYAN‘ın iki şiirini müzik dünyasına kazandırdınız. Bu ölümsüz iki şairin şiirlerinden seçmenize ne vesile oldu? Ve tepkiler nasıl yansıyor size?

– Bu iki büyük şairi bilinçli olarak seçtim, ancak bu şairlerle sınırlı kalmayacak. Çünkü bu coğrafyada yetişmiş çok büyük isimler var ve modern çağda bu isimlerin unutulması kendi kültürümüze yapacağımız büyük bir haksızlık olur. Ben tarzım gereği bu şiirleri modern altyapılarla sunuyorum. Amacım hem tarzımı sürdürmek hem de yeni nesile kültürünü, tarihini unutturmamak. Olumlu tepkiler alıyorum. Bu yüzden bu yolda devam edeceğim. Sadece kendi kişisel duygularımla değil de geçmişi günümüzle harmanlayarak yeni bir şeyler yaratabilmek, bin yıl öncesinde yazılmış ve o günün duygularını günümüz insanlarına aktarabilmek, bir köprü görevi görmek oldukça haz veren bir duygu ve onurlu bir iş. Bu nedenle yaptığım bu çalışmaların karşılığını bulduğunu ve aldığım tepkilerden doğru anlaşıldığımı düşünüyorum.

5- Du Demsal’da Kürt edebiyatının önemli şairlerinden olan Arjen ARî‘nin 2004 yılında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde babası ile birlikte öldürülen 12 yaşındaki Uğur KAYMAZ için yazdığı ‘Berî her zarokî‘ adlı şiirine de can vermişsiniz. Bu eseri ya da bu albümü çocuklara ithaf etmişsiniz de diyebilir miyiz?

– Uğur KAYMAZ’ın benim için ayrı bir önemi vardı. Ne zaman onun gözlerine baksam kendi çocukluğumu görürdüm. Kürt coğrafyasında yaşanan gerçekliklerin benim üzerimdeki etkisinin bir yansıması idi “Berî her zarokî” şiiri. Uğur KAYMAZ bu acıları dile getirmekte bir vesile idi. Bunun gibi yaşanan diğer ölümlerin acılarını dile getirmeye ve bu acıyı yaşayanlara ses olmaya çalışacağım.

6- Diljen RONÎ Cizre de doğup büyüdü, albümde de Botan’a ait iki anonim esere yer vermişsiniz. Bu seçiminiz acaba bir borç duygusu muydu?

– Evet birazda öyle. Birazda doğup büyüdüğüm coğrafyanın kültürünü taşıyorum. Borçtan öte bir yanım Botan kokuyor. “Esmerxan” ve “Selîmo leylo” eserleri bunlardan sadece iki tanesidir. Bu eserler tarz olarak belki çok albümden ayrı görünüyor ama yine de bu albümde Botan tarafı olmalıydı. Bunun için çok gururlu ve mutluyum.

7- İlk Kürt şairleri ile bu günün önemli şairlerinin aşka adanmış şiirlerini melodilere dökmek usta bir müzisyenin zanaatidir. Buna rağmen Diljen RONÎ, slow rock ve caz gibi batı tarzı nağmelere de yer vermenin yanı sıra bu albümde reggae tarzına da yer vermiş. Sizce başarınızın sebeplerinden biri de bu yenilikçiliğiniz ve cesaretiniz değil midir?

– Ben her zaman yeni bir şeyler yaratabilmek için çalıştım. Yeni bir eser yeni bir dünya demektir ve çok büyük anlamı vardır. Müzikte tekrardan mümkün olduğu kadar kaçınmaya çalışıyorum. Reggae tarzı aslında bana çok yakın bir tarz.

8- Şarkı sözü yazarlığınızla kendinizi kanıtlamışsınız. Doktorsunuz ve müzisyensiniz de, peki bunların dışında uğraş verdiğiniz sanatın başka dalları da var mıdır?

* Resim yapıyorum. Yağlı boya, kara kalem çalışmalarım var. Onun dışında bir dönem bilgisayar ile çok uğraştım web masterlik üzerine. Bir kültür ve edebiyat sitesi oluşturmuştum. Kürt kültürü, edebiyatı, tarihi ilgili çalışmalar, bilgi toplama, okuma ve araştırma.

9- İlk albümünüz de olduğu gibi bu albümünüzde de aranjörlüğünü üstlenen Seyithan KIZIL dışında ünlü Ayhan ORHUNTAŞ‘ın da imzası var. İki aranjörle çalışmak neler kattı size? Albüm ne kadar sürede hazırlandı ve ne gibi zorluklar çektiniz?

* Aslında olması gereken budur yani aranjor sayısının fazla olması. Ekip ne kadar çok ise o kadar zengin bir alt yapı ortaya çıkar. Herkesin tarzı ve müzik ruhu başkadır. Bu albüm ilk albüme göre daha rahat oldu. Ama yine de albüm yapmak çok zor bir şey. Çok sıkıntılı ve stresli. Bu albüm, hazırlanma ve repertuar dahil, yaklaşık 1 yıl sürdü. Stüdyo kayıt, mix, mastering ise 2 ay sürdü.

10- Diljen RONÎ’nin ilk albümünü ve Du Demsal adlı ikinci albümünü de Fransız fotoğraçı Julie BARDOUX grafik tasarımını üstlenmiş olduğunu görüyoruz. Neden BARDOUX ?

* Julie ile ilk albümde tanıştım. Onun bakış açısını çok beğeniyorum. Fotoğraf sanatını çok iyi kullanıyor. Yaptığı çalışmalarda ruh var. Ayrıca artık o benim arkadaşım. İkinci albümde de bu tasarımı onun yapmasını istedim.

11- Aşk, hüzün ve duygunun hakim olduğu bu albüme, ‘Du Demsal’ yani ‘İki Mevsim’ ismini vermeyi nasıl kararlaştırdınız ve varsa özel bir nedeni, nedir ?

* Bir arkadaşım önerdi bu ismi, bu albümün yazılarını hazırlarken. Onun önerisi çok hoşuma gitti. Du demsal ismi albümün içeriğini yansıtan en güzel isim oldu. ‘Aşkın iki mevsimi‘ de diyebiliriz. Biri Zivistan(Kış), diğeri de Havîn (Yaz).

12- Kaliteli bir ekiple, büyük emekler sonucu oluşan, 11 önemli eserin yer aldığı Du Demsal, Anadolu Müzik çatısı altında çıktı. Bu duygu dolu ve anlamlı söyleşi için çok teşekkür ederken, hayranlarınıza neler söylemek istersiniz?

* Söyleyebileceğim çok şey var. Genelde canlı performanslarda ufak bir söyleşi de yapıyorum, duygularımı düşüncelerimi onlara aktarıyorum. Hatta bazen onlardan sorular alıyorum çünkü onların düşüncelerini önemsiyorum. Hayranlarıma söyleyeceğim en önemli şey paylaşımdır. Bu müziğin daha çok kişiye ulaşabilmesi için paylaşınız diyorum. Dinlemekle yetinmeyin…

Diljen Ronî bi albuma ‘Du Demsal’ tê

Diljen Ronî bi albuma ‘Du Demsal’ tê

RUDAW/ DILJEN RONÎ

Amed/ Diljen Ronî ku bi albûma xwe ya yekem bi awayekî jixwebawer tevî senfoniya Muzîka Kurdî bûbû, niha jî bi albûma xwe ya solo ya duyem yanî bi ‘Du Demsal’ ku ji aliyê Anadolu Muzîkê ve derdikeve û digihe ber destên muzîkhezan. Vê albûmê hem cih daye newayên muzîka klasîk a kurdî û şêweyên weke muzîka etnîk, slov rock, caz, reggae, hem jî bi şêwaz û dengekî cuda derdikeve ser dika ecibandina guhdêran.

Diljen Ronî, bi albûma xwe ya solo ya duyem ‘Du Demsal’ ku ji aliyê Anadolu Muzîkê ve derdikeve û digihe ber destên muzîkhezan. Taybetmendiyeke herî mezin a vê albûmê ku hîmê wê li ser berfirehbûn û dewlemendiya berhemên di vê albûmê de ne. Weke mînak vê albûmê cih daye helbesta “Dîlberê Îro Seher” a şairê nemir Melayê Cizîri ku serkêşê wêjeya klasîk a kurdî ye û herwiha Fîlozofê Alman Goethe ew wisa daye nasandin, “Herin evînê ji wî bipirsin”. Vê albûmê cih daye helbesta “Tu yî” ya Baba Tahirê Uryan ku ew serkêşekî hêrî hêja yê wêjaya klasîk a kurdî ya nivîskî ye û herwiha wî bi saya nêrîna xwe ya fîlozofî, îmge, têgihiştina xwe ya kûr a bêsînor a li ser xwezayê gelek bandor li ser helbestvanên weke Omer Heyyam, Yûnis Emre, Mevlana Celaleddinê Rumî, Feqiyê Teyran, Melayê Cizîrî û Ehmedê Xaniyê ku di pey wî re hatine, hiştiye.

Herwiha Diljen Ronî di vê albûmê de cih daye helbesta “Berî Her Zarokî” ya Arjen Arî ku ew helbestvanekî hosta yê wêjaya kurdî yê dema dawî ye. Û ev helbest 21 ê Sermawêza sala 2004 an li ser Uğur Kaymazê 12 salî ku li navçeya Qosera Mêrdînê bi bavê xwe re hatibû kuştin hatiye nivîsandin. Di heman demê de ev albûm du berhemên herêma Botan ku kaniya stranên muzîka kurdî ye jî digre nava xwe, ev yek jî derdixe holê ku hunermend bi xwe li vir ji dayîk bûye û li vir mezin bûye.

Ev albûm şîfreyên peyvên evînê yên helbestvanên kurd ên berê û yên niha li newayan bar dike û bi hîmê xwe yê nûjen û şêwaza cuda balê dikîşîne ser xwe.

Hunermend gelek helbestên di vê albûmê de wî bi xwe afirandine û hunera xwe ya li ser nivîsandina helbestan jî pêşkêşî me dike ku herwisa wî şêweya regae jî di muzîka kurdî de ceribandiye.

Derheneriya albûmê, bi taybetî aranjoriya berhemên rock û reggae muzîkjenê navdar Ayhan Orhuntaş û Seyithan Kizil ê ku di albûma yekem de jî îmzeya wî hebû kiriye. Bergsazî û grafîka dîtbarî ya albûmê jî wênekêşa fransî Julie Bardoux kiriye.

Albûma bi navê “Du Demsal” bi îmzeya Anadolû Muzîkê derketiye.

Acının ve aşkın albümü: Du Demsal

Acının ve aşkın albümü: Du Demsal

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA/ MEHMET SÖĞÜT/ DILJEN RONî

Diljen Ronî’nin, “Du Demsal“ yani „İki Mevsim“ adlı albümü acılarla bezenmiş olsa da, sonbaharda düşen yaprakların hışırtısı gibi yüreğimizde hoş duygular uyandırıyor.

Her mevsim içimde bir duygunun uyanmasına neden olur. İlkbahar aşkı ve sevinci hatırlatır. Sonbahar hüznü, kış ise acılarla alabora olan geçmişi… Geçen zamanları hep özlemle hatırlarız. Halbuki Kürdistan’da her mevsim kara kıştır. Ama biliriz ki geçen her gün ömürden gitmiştir. Ve önümüzde, henüz ulaşamadığımız o büyük aşk duruyordur. Acıların ortasında bile aşık olunur. Büyük aşka ulaşabilmek, bir kişiye duyduğumuz aşktan geçer. Tutkuyla bağlanırız. Çünkü karşı cinse aşık olsak da, asıl aşkımızın ülke aşkı olduğunu biliriz. Diljen Ronî’nin, „Du Demsal“ yani „İki Mevsim“ adlı albümü acılarla bezenmiş olsa da, sonbaharda düşen yaprakların hışırtısı gibi yüreğimizde hoş duygular uyandırıyor. Papatyalar gibi de diyebiliriz. Papatyalar en direngen çiçeklerdir. Diljen Ronî’de müziğiyle direngen, dünya döndükçe kalıcılaşabilecek şarkılar besteliyor bize. Ve içimizde ışıltılı duyguların uyanmasına neden oluyor. Bestelerinin çoğunluğu onun sözlerinden oluşuyor. Su gibi akıyor melodiler.

Grafik tasarımını Fransız fotoğrafçı Julie Bardoux’nun üstlendiği „Du Demsal“ adlı albümün kapak tasarımı, söz ve besteleri tam bir ahenk içerisinde. İnsan albümü dinlediği zaman aşk kokan bir dünyanın içerisinde yürüyor sanki. Romantizm kokan bir sonbaharda sarı yaprakların arasında yürüyoruz ya da başka alemlere gidiveriyoruz. Bir şelale gibi akan melodilerle ve inci gibi dökülen sözcüklerle büyülüyor bizi… İnsanı gök kubbenin yedi katında da dolaştırıyor. Çıktığımız alemlerde Fırat’ın ve Dicle’nin sesini ve çığlıklarını duyumsuyoruz. Orada yaşanan aşkları ve zulümleri görüyoruz. Tekrar tekrar bağlanıyoruz güzelim dilimize. Kadifemsi sesini öylesine ustalıkla kullanıyor ki, ağzından dökülen her sözcük inci tanesi gibi parıldıyor. Şairlerden besteler „Du Demsal’’ adlı albüm Anadolu Müzik tarafından müzikseverlere sunulmuş. Albümün çok güçlü bir entelektüel altyapısı var. Bir doktorun algısı çok geniş bir yelpazeden oluşsa gerek. Diljen Ronî, tıp fakültesini bitirip doktor olmuş bir müzik insanı. Çevresindeki şair ve yazarların eserlerini bestelemesi de bu güçlü altyapıyı daha da güçlendirmiş. Şair ve yazar Müslüm Aslan’ın şiirlerini bestelemesi takdire şayandır diye düşünüyorum. „Tu Diçu“ adlı eserinin sözlerini Müslüm Aslan yazmış. Yine Arjen Arî’nin Uğur Kaymaz için yazdığı „Berî Her Zarokî“ adlı şiirini bestelemiş. Aşka nağmeler dizmiş Diljen Ronî. On iki yaşındaki Uğur Kaymaz’a sıkılan on üç kurşunlu yarayı içimize işlerken, o zalimliği tekrardan lanetliyoruz.

Aşkın mekanında gelmiştir dünyaya, yani Cizira Botan’da. Mem ile Zin’in aşk deryasında dünyaya gelmiş ve Meleye Cizîrî’nin hemşerisi olan bir insandan aşka duyarsız kalması beklenemezdi şüphesiz. Ve o aşk şarkılarını okudukça gökyüzüne çıkıyoruz. Yeni güzellikler ve yeni imgelere sürüklüyor bizi. Alman filozofu Goethe’nin „gidin aşkı ona sorun“ dediği Melaye Cizîrî’nin, „Dilbere îro seher“ adlı şiirini bestelemiş. Baba Tahire Uryan’dır ki Ömer Hayyam’ı ve daha birçok şairi etkilemiştir. Yine Alevi deyişlerinin öncüsüdür Baba Tahire Uryan. Böylesi bir çalışmada ona yer verilmeseydi eksik kalırdı. Ve doğal olarak, Baba Tahiye Uryan’ın „Tu Yi“ adlı şiirini bestelemiş. Kısacası güzel bir çalışma olmuş, „Du Demsal.“ Diljen Ronî’nin ismini çok duyacağız anlaşılan. Ve yeni çalışmalar bekliyoruz Diljen Ronî’den.

MEHMET SÖĞÜT

Diljen Roni’den yeni albüm

Diljen Roni’den yeni albüm

İlk albümü ile Kürt müziğine iddialı bir giriş yapan Diljen Ronî, ikinci solo “Du Demsal” yani “İki Mevsim” adlı albümü ile Anadolu Müzik tarafından müzikseverlerle buluşturuluyor.

-05 Ocak 2012 Perşembe-

YÜKSEKOVA HABER/ KADİR KAYA 

Albümün en büyük özelliği, albümde yer alan eserler açısından oldukça geniş ve zengin bir edebi altyapısının olmasıdır. Örneğin, Klasik Kürt edebiyatının önde gelen isimlerinden ve Alman filozof Goethe’nin ‘’Aşkı ona sorun’’ diyerek tanımladığı Melayê CIZÎRÎ’nin “Dîlberê Îro Seher” adlı şiirine; Klasik Kürt edebiyatında yazılı şiirin öncülerinden biri olarak da kabul edilen ve felsefi görüşü, imgeleri, sınırsız doğa algısı ile kendinden sonra gelen Ömer Hayyam, Yunus Emre, Mevlana Celaleddinî Rumî, Feqîyê Teyran, Melayê Cizîrî ve Ehmedê Xanî gibi birçok şairi derinden etkileyen Baba Tahirê URYAN’ın “Tu Yî” adlı şiirine; ayrıca son dönem Kürt edebiyatının usta şairlerinden Arjen ARÎ’nin 21 Kasım 2004 tarihinde Mardin’in Kızıltepe ilçesinde babası ile birlikte, 12 yaşındayken 13 kurşunla öldürülen Uğur KAYMAZ için kaleme aldığı “Berî Her Zarokî” adlı şiirine de yer verildi. Albüm aynı zamanda sanatçının doğup büyüdüğü ve Kürt müziğinin beste kaynağı olan Botan yöresine ait iki eseri de gün yüzüne çıkarıyor. Albüm, ilk Kürt şairleri ile bugünün şairlerinin aşk sözcüklerinin şifrelerini melodilere dökerek modern bir altyapı ve farklı yorumuyla dikkat çekiyor. Kürt müziğinde reggae tarzını da deneyen sanatçı albümdeki müziklerin birçoğunun yaratıcısı olmakla birlikte söz yazarlığı konusunda da var olduğunu gösteriyor. Bu anlamda ‘’sanatçıya özgü’’ bir albüm olduğunu söyleyebiliriz.

Albümün yönetmenliğini, özellikle rock ve reggae tarzında olan eserlerin aranjörlüğünü ünlü müzisyen Ayhan ORHUNTAŞ ve sanatçının ilk albümünde de imzası bulunan Seyithan KIZIL yapmış; grafik tasarımını ise yine Fransız fotoğraf sanatçısı Julie BARDOUX üstlendi.

Ronî’den ‘Du Demsal’

Ronî’den ‘Du Demsal’

Diljen Ronî‘nin “Du Demsal/İki Mevsim” adlı ikinci albümü Anadolu Müzik’ten çıktı. Albümün en büyük özelliği, albümde yer alan eserler açısından oldukça geniş ve zengin bir edebi altyapısının olması.

Zira albümde, klasik Kürt edebiyatının önde gelen isimlerinden Melayê Cizîrî‘nin “Dîlberê Îro Seher”, Klasik Kürt edebiyatında yazılı şiirin öncülerinden biri olarak da kabul edilen Baba Tahirê Uryan‘ın “Tu Yî” ile son dönem Kürt edebiyatının usta şairlerinden Arjen Arî’nin Uğur Kaymaz için kaleme aldığı “Berî Her Zarokî” adlı şiirlerine yer veriliyor. Albüm aynı zamanda sanatçının doğup büyüdüğü ve Kürt müziğinin beste kaynağı olan Botan yöresine ait iki eseri de gün yüzüne çıkarıyor. Kürt müziğinde reggae tarzını da deneyen sanatçı, albümdeki müziklerin birçoğunun yaratıcısı olmakla birlikte söz yazarlığı konusunda da var olduğunu gösteriyor. Albümün yönetmenliğini, ünlü müzisyen Ayhan Orhuntaş ve sanatçının ilk albümünde de imzası bulunan Seyithan Kızıl yapmış; grafik tasarımını ise yine Fransız fotoğraf sanatçısı Julie Bardoux üstlendi.

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA/ KÜLTÜR SERVİSİ

Ji Diljen Ronî ‘Du Demsal’

Ji Diljen Ronî ‘Du Demsal’

Diljen Ronî, bi albûma xwe ya solo ya duyem ‘Du Demsal’ ku ji aliyê Anadolu Muzîkê ve derdikeve û digihe ber destên muzîkhezan.

Vê albûmê hem cih daye newayên muzîka klasîk a Kurdî û şêweyên weke muzîka etnîk, slov rock, caz, reggae hem jî bi şêwazek û dengekî cuda derdikeve ser dika ecibandina guhdêran. Taybetmendiyeke herî mezin a vê albûmê ku hîmê wê li ser berfirehbûn û dewlemendiya berhemên di vê albûmê de ne. Weke mînak vê albûmê cih daye helbesta “Dîlberê Îro Seher” a şairê nemir Melayê Cizîrî ku serkêşê wêjeya klasîk a kurdî ye û herwiha Fîlozofê Alman Goethe ew wisa daye nasandin, “Herin evînê ji wî bipirsin”. Vê albûmê cih daye helbesta “Tu yî” ya Baba Tahirê Uryan ku ew serkêşekî hêrî hêja yê wêjaya klasîk a Kurdî ya nivîskî ye û herwiha wî bi saya nêrîna xwe ya fîlozofî, îmge, têgihiştina xwe ya kûr a bêsînor a li ser xwezayê gelek bandor li ser şa’iren weke Omer Heyyam, Yûnis Emre, Mevlana Celaleddinê Rumî, Feqiyê Teyran, Melayê Cizîrî û Ehmedê Xaniyê ku di pey wî re hatine, hiştiye. Wekî din vê albûmê cih daye helbesta “Berî Her Zarokî” ya Arjen Ariyê ku ew şa’irekî hosta yê wêjaya kurdî yê dema dawî ye. Û ev helbest 21 ê Sermawêza sala 2004 an li ser Uğur Kaymazê duwazdeh salî ku bi sezdeh beran li navçeya Qosera Mêrdînê bi bavê xwe re hatibû kuştin hatiye nivîsandin. Ev albûm şîfreyên peyvên evînê yên şairên Kurd ên berê û yên niha li newayan bar dike û bi hîmê xwe yê nûjen û şêwaza cuda balê dikîşîne ser xwe. Hunermend gelek helbestên di vê albûmê de wî bi xwe afirandine û hunera xwe ya li ser nivîsandina helbestan jî pêşkêşî me dike ku herwisa wî şêweya regae jî di muzîka kurdî de ceribandiye. Derheneriya albûmê, bi taybetî aranjoriya berhemên rock û reggae muzîkjenê navdar Ayhan Orhuntaş û Seyithan Kizil ê ku di albûma yekem de jî îmzeya wî hebû kiriye. Bergsazî û grafîka dîtbarî ya albûmê jî wênekêşa fransî Julie Bardoux kiriye.Albûma bi navê “Du Demsal” bi îmzeya Anadolû Muzîkê derketiye.

DÎHA/AMED

Diljen Ronî: Aşka dair birkaç söz söyleyemeyecek kadar dilsiz misin?

Diljen Ronî: Aşka dair birkaç söz söyleyemeyecek kadar dilsiz misin?

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA/ YAĞMUR ERDEM/ DILJEN RONÎ

İlk solo albümünüz olmasına rağmen eserlerin çoğunun söz ve müziği size ait. Ne zamandan beri şarkı yapıyorsunuz? Yaratıcılığınızın sırrı ne?

– Şarkılarımı üniversitede yapmaya başladım. Yani yaklaşık 10 yıldır beste yapıyorum. Yaratıcılığın sırrı, yaşadığımız coğrafyada saklı aslında, bu halkın kültürü, tarihi, doğası en büyük ilham kaynağı olmuştur. Bu coğrafyanın doğasından, tarihinden, kültüründen etkilenmemek mümkün değildir ve benim de ilham kaynağım olmuştur her zaman. Bir de yaşadığım yoğun duygu birikimi karşısında yüreğim yazmaya karar verdi bende engel olmadım.

Küçük yaştan beri müzikle uğraştığınızı biliyoruz. Aynı zamanda tıp fakültesi mezunusuz, neden konservatuarı da değil de, tıp fakültesini seçtiniz?

* Yaşadığım bölgede, toplumsal ve sosyal problemlerden kaynaklanan yoksulaşmanın sebep olduğu sağlık problemlerinin fazla olması doktorluk tercihimi etkileyen en büyük unsurdur. Ayrıca kendi dilimde halkıma yardımcı olabilmek bana daha büyük bir mutluluk veriyor. Bir zamanlar bu bölgede hiçbir doktor Kürtçe bilmiyordu ve büyük sıkıntılar yaşanılıyordu. Ama artık bu bölgede okuma oranı büyük bir ölçüde arttı ve Kürtçe bilen doktorlarımız, öğretmenlerimiz ve avukatlarımız olmaya başladı. Doktor olmayı istememdeki itici güçlerden birisi de bu oldu, Konservatuarı okumayı da çok istedim ama maalesef uygun koşullar olmadı. İleriki bir zamanda konservatuar okumak en büyük isteğimdir.

Kürt kültür, edebiyat tarihinde önemli bir yeri olan Bedirxanilerden gelmenizin, sanatla uğraşmanızda payı var mı? Ailenin edebi mirası size ne kattı?

-Elbette bildiğiniz gibi Bedirhani Ailesi her daim Kürt kültürü ve edebiyatı için bir çok bedel vermişlerdir. Özellikle Mir Celadet Ali Bedirhan’ın Hawar dergisini çıkartmak için yaptığı uğraşlar ve verdiği bedeller benim üzerimde çok büyük bir etki bırakmıştır. Benim için de önemli olan Kürt müziğine ufakta olsa bir katkı sunabilmektir.

Diljen Roni, doktor, beste yazıyor ve şarkı söylüyor bunların yanı sıra hangi enstrümanları çalıyor? Başka sanat dallarıyla uğraşıyor musunuz?

-Gitar ve bağlama çalıyorum. Müzik dışında ise vakit buldukça resim yapmayı severim. Ayrıca bir tane kültür ve edebiyat sitesi hazırladım ve bunun için bir çok arşiv topladım ve halen bu çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Daha önce farklı gruplarla çalışmışsınız. Neden daha sonra solo albüm yapmaya karar verdiniz. Özgür ruhlumusunuz yoksa tek başına söyleyecekleriniz mi daha fazlaydı?

– Sadece yüreğimin sesine kulak verdim, beni buraya kadar getiren o oldu. Yaşanılmışlıkların üzerimde yarattığı etkinin sonucudur bu albüm. Bir isyan var bu albümde adı da “Ma tu lalî nikarî bêjî çend gotinên evînê” yani Aşka dair birkaç söz söyleyemeyecek kadar dilsiz misin? Bu isyan yüreğimin sesi ve dilidir.

İlk solo çalışmanız olan “Çend Gotinên Evînê” albümünüzde etnik, slov rock, cazz’ın nağmeleri var neden batı estrümanlarını ve tarzını seçtiniz?

* Dengbêj kültürünün hâkim olduğu bir coğrafyada büyüdüm. Bu coğrafyanın tüm tarihi olayları, aşkları ve hüzünleri bu klamlarla söylenilmiştir. Modern müziğinde üzerimde büyük etkisi olmuştur. Günümüz Kürt müziğinin bu yönünün de olması ve gelişmesi gerektiğine inanıyorum. Ama önemli olan bir şey var ki o da eski özümüzden kopmayacak bir şekilde Kürt müziğine yeni renkler katabilmektir. Ki albümümde yer alan Awirên Esmeran, Navê Keçikê ve Narînê parçalarında ki yorum ve tarz bu hissiyatımın bir ifadesidir.

Bu albümün hazırlanması ne kadar sürdü. Ve ilk albümünüz olması nedeniyle ne tür zorluklarla karşılaştınız?

-Albüm çalışması yaklaşık olarak 1 yıl sürdü. Elbette ilk albümüm olmasından dolayı zorluklar ve aksilikler yaşadım. Türkiye’nin en iyi müzisyenleriyle çalışmak bir nevi yükümü hafifletti. Ayhan ORHUNTAŞ, İsmail SOYBERK, Erdinç ŞENYAYLAR ve Osman AKTAŞ gibi değerli müzisyenlerin bu albümün parçalarını çok içten ve samimi bir şekilde çalmaları da etkili oldu.

Genel olarak teknik konularda bir sıkıntı çekmedim, yalnız bu albümde 18 enstrüman kullandığımız için biraz yoğun çalıştık, mesleğimden dolayı birazda zaman problemi oldu. Ama şuan albümümü dinlemek yaşadığım tüm zorlukları unutturuyor.

Duygu, hüzün ve aşkın hakim olduğu albümünüzde, bugüne kadar duyulmamış eski dengbej vokallerine yer vermişsiniz. Sizi bu tercihe götüren neydi?

– Bizim bir köyümüz var adı Çağlayan (Şax), Bedirhan Bey’in seyrangahı olarak tarihe geçmiş bir köydür. O köyde yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu dengbêjdir. Nitekim Narînê parçasında ki giriş dengbêj vokaller de onlara aittir. Bir anlamda onlarında sesini duyurmak istedim. Çünkü Kürt coğrafyasında keşfedilmemiş bir çok eser, birçok dengbêj vardır.

Albümünüzde, Kürt Sanatçısı Miradê Kinê’nin iki eserine yer vermişsiniz. Neden Miradê Kinê?

-Miradê KINÊ nin eserleri modern Kürt müziğine altyapı, kaynak olabilecek niteliktedir ki, kendisi sözün ve sesin ustası olarak bilinir. Doğaçlamalarıyla, betimelemeleriyle ve rıbabını bir virtöz ustalığıyla kullanabilen, bir aşkı tarif edilemiyecek kadar büyük bir ustalıkla betimleyebilmesi beni çok etkilemiştir.

Albümünüzün grafik tasarımı Fransız fotoğraf sanatçısı Julie Bardoux, yönetmenliği ve aranjörlüğünü Seyithan Kızıl ile çalışmışsınız. Neden bu isimler?

-Julie ve Seyithan, benim dostlarımdır ve ikisi de kendi alanlarında gayet tecrübeli ve profesyoneldirler. Beni de çok yakından bildikleri ve tanıdıkları için benim isteklerimi albüme çok rahat bir şekilde yansıtabileceklerine inanıyordum. Bu albümde de katkıları büyüktür. Julie’nin sanatından çok etkilendim onun fotoğralara bakış açısı çok iyidir. Hiç unutmuyorum Dicle Üniversitesi’nde fotoğraf çekimleri yaparken orada bulunan birçok kişi manzara fotoğrafı çekerken Julie, onların tam aksine bir ağacın yaprak gölgelerinin duvara yansımasını çekiyordu. Tabi fotoğrafı gördüğümde sanatsal bir tablo gibiydi.

Seyithan ise hem dostum hem de benim gitar hocamdır. Bu albüm fikrini başından beri Seyithan ile birlikte yürüttük. Ayrıca şiirleriyle, önerileriyle bu albümün repertuarı seçmemde bana yardımcı olan dostum Hişyarê BOTÎ nin emeklerini unutamam. Böyle dostalara sahip olduğum için çok şanslıyım.

Albümünüz sadece Türkiye’de mi piyasaya sürüldü?

* Tabi artık günümüz teknolojisinde internet üzeri özel sipariş yapılabildiği için Avrupa’nın birçok yerine gitmiştir. Sadece dağıtım için Almanya dan albümün sipariş edildiğini biliyorum. Ama genel olarak Türkiye de dağıtımı yapıldı.

* Kürt müzikseverlerine kendimi ve albümümü anlatma fırsatını verdiğiniz için teşekkürler.