Hunermend Diljen Ronî Ser Albuma Xwe ya Nû Dipeyîve

Mem Botanî / Dengê Amerîka /  Hunermendê Kurd Diljen Ronî albûmek nû ya bi navê “Xewna Derew” derxist ku ji stranên tarza pop-rock pêk tê.

Ronî strana Kerem Gerdenzerî yê Koma Wetan ya bi navê “Sînê” jinûve şîrove dike û strana “Ez û Yar” ya helbestvanê navdar Cegerxwîn jî distire.

“Xewna Derew” jî 9 stranan pek tê û 4 ji wan ji alîyê Ronî ve hatine nivîsîn û awaza 7 stranan jî dîsa ji hêla wî hatine danan.

“Carna mirov xwe di nav xewneke xweş de dibîn. Jîyan xweş e, evîn xweş e, hezkirin xweş e. Mirov dibêje ev xewneke xweş e, lê paşê mirov dema lê dinêre ku ew hemî derew derketine. Serpêhatî û jîyana mirovan, xewnên wan derew der dixîne. Jiber vê, min navê albûma xwe kir “Xewna Derew”.

Hêjayî bîrxistinê ye ku Ronî di sala 2008an de albûma yekê “Çend Gotinên Evînê” derxistîbû û dû re albûmên bi navê “Du Demsal” û “Çile- Klasîkên Kurdî” giheştibûn guhdarên wî.

Aşka adanmış iki mevsim: Du Demsal

Aşka adanmış iki mevsim: Du Demsal

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA/ YAŞAR AKSU/ DILJEN RONÎ

İkinci albümünü çıkaran Diljen Ronî, ‘Du Demsal’ı anlattı: „Aşkın iki mevsimi de diyebiliriz. Biri zivistan diğeri de havîn.“

Du Demsal’ yani ‘İki Mevsim’ adlı ikinci solo albümünü çıkaran kazandıran Diljen Ronî, duygu dolu 11 tane eseriyle müziksever karşısına çıktı. İlk albümü ile Kürt müziğine iddialı bir giriş yapan Ronî, bu albümüyle de aynı etkiyi müzikseverlerde bırakacağının belirtisini albüm repertuarında özenle seçtiği eserlerle belli ediyor. Diljen Ronî ile henüz çok yeni olan ikinci solo albümü ‘Du Demsal’ üzerine söyleşi yaptık.

İkinci albümünüzü çıkardınız. Öncelikle şunu sormak istiyorum. Bir sanatçı için albüm çıkarmak nasıl bir duygu?

Bunun tarifini yapmak çok zor. Daha baba olmadım ama herhalde bir çocuğunun olması gibi bir mutluluk diyebilirim. Yeni bir eser üretmenin verdiği haz, yeni dünyaya gelmiş bir çocuğun gülüşündeki mutluluktan tat almak gibidir. Bu yüzden her yeni eser benim bir parçam oluyor ve bunu dinleyicilerimle paylaşmak bana haz veriyor.

İlk solo albümünüzde olduğu gibi bu albümünüzde de genel olarak eserlerin müziği size ait. Şair Müslüm Aslan’a ait iki şiiri birlikte bestelediğinizi belirtmişsiniz. Geçmişin ve günümüzün önemli şairlerinin şiirlerini ve kendi yazdığınız sözleri notalarla bu denli bağdaştırıp müzik dünyasına kazandırmanızın sizdeki sırrı nedir?

Bazen kendi duygularınızı sadece müziğe dökersiniz sözleri başkası yazar. Ama ikisi birleştiği zaman bir anlam bulur. Benim müziğe döktüğüm duyguları onlar da sözleriyle dile getirmişlerdi. Yani duygular denk düştü diyebiliriz. Müslüm Aslan benim dostumdur onun yazıları okurken hüzünleniyorum. Bu yüzden değerli dost Müslüm Aslan’a katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

Küçük yaştan beri müzikle uğraştığınızı ve aynı zamanda doktor da olduğunuzu biliyoruz. Bu iki mesleği bir arada yürütmek sizin için zor olmuyor mu ve bu iki meslek arasında ortak bir payda var mıdır sizce?

Ortak payda hizmet. Kültüre, dile ve halka hizmet. İkisi de çok kutsal görevler. Benim bakış açıma göre yaşadığım coğrafyanın temel eksikliklerinden bir tanesi de sağlık idi. Beni bu mesleğe iten bu düşünce oldu. Kendi halkıma hizmet vermekten son derece mutlu ve gururluyum. Sanat bir anlamda insanın hayatına tat katarken; doktorluk insanın hayatındaki tatsızlıkları ortadan kaldırmaya çalışır. Yani ikisi de ruhun gıdasıdır diyebilirim.

Bu albümünüzde klasik Kürt edebiyatının ölümsüz olan iki şairlerden Melayê Cizîrî ve Baba Tahirê Uryan’ın iki şiirini müzik dünyasına kazandırdınız. Bu ölümsüz iki şairin şiirlerinden seçmenize ne vesile oldu? Tepkiler nasıl yansıyor size?

Bu iki büyük şairi bilinçli olarak seçtim, ancak bu şairlerle sınırlı kalmayacak. Çünkü bu coğrafyada yetişmiş çok büyük isimler var ve modern çağda bu isimlerin unutulması kendi kültürümüze yapacağımız büyük bir haksızlık olur. Ben tarzım gereği bu şiirleri modern altyapılarla sunuyorum. Amacım hem tarzımı sürdürmek hem de yeni nesile kültürünü, tarihini unutturmamak. Olumlu tepkiler alıyorum. Bu yüzden bu yolda devam edeceğim. Sadece kendi kişisel duygularımla değil de geçmişi günümüzle harmanlayarak yeni bir şeyler yaratabilmek, bin yıl öncesinde yazılmış ve o günün duygularını günümüz insanlarına aktarabilmek, bir köprü görevi görmek oldukça haz veren bir duygu ve onurlu bir iş. Bu nedenle yaptığım bu çalışmaların karşılığını bulduğunu ve aldığım tepkilerden doğru anlaşıldığımı düşünüyorum.

‘Du Demsal’da Kürt edebiyatının önemli şairlerinden olan Arjen Arî’nin 2004 yılında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde babası ile birlikte öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz için yazdığı ‘Berî her zarokî’ adlı şiirine de can vermişsiniz. Bu eseri ya da bu albümü çocuklara ithaf etmişsiniz de diyebilir miyiz?

Uğur Kaymaz’ın benim için ayrı bir önemi vardı. Ne zaman onun gözlerine baksam kendi çocukluğumu görürdüm. Kürt coğrafyasında yaşanan gerçekliklerin benim üzerimdeki etkisinin bir yansıması idi „Berî her zarokî“ şiiri. Uğur Kaymaz bu acıları dile getirmekte bir vesile idi. Bunun gibi yaşanan diğer ölümlerin acılarını dile getirmeye ses olmaya çalışacağım.

Cizre’de doğup büyüdünüz. Albümde de Botan’a ait iki anonim esere yer vermişsiniz. Bu seçiminiz acaba bir borç duygusu muydu?

Evet biraz da öyle. Biraz da doğup büyüdüğüm coğrafyanın kültürünü taşıyorum. Borçtan öte bir yanım Botan kokuyor. „Esmerxan“ ve „Selîmo leylo“ eserleri bunlardan sadece iki tanesidir. Bu eserler tarz olarak belki çok albümden ayrı görünüyor ama yine de bu albümde Botan tarafı olmalıydı. Bunun için çok gururlu ve mutluyum.

İlk Kürt şairleri ile bugünün önemli şairlerinin aşka adanmış şiirlerini melodilere dökmek usta bir müzisyenin zanaatıdır. Slow rock ve caz gibi batı tarzı nağmelere de yer vermenin yanı sıra bu albümde reggae tarzına da yer verilmiş. Bu yeniliğin başarınızda rolü var mı?

Ben her zaman yeni bir şeyler yaratabilmek için çalıştım. Yeni bir eser yeni bir dünya demektir ve çok büyük anlamı vardır. Tekrardan mümkün olduğu kadar kaçınmaya çalışıyorum. Reggae tarzı aslında bana çok yakın bir tarz. Gelecek albümlerimde de bu tarzı sürdüreceğim. Kürt müziğine yeni bir renk katabilmek en büyük amacım. Bunun için üçüncü albüm çalışmalarıma hemen başladım.

Doktorluk ve müzisyenlik dışında başka bir uğraşınız var mı?

Resim yapıyorum. Yağlı boya, kara kalem çalışmalarım var. Onun dışında bir dönem bilgisayar ile çok uğraştım web masterlik üzerine. Bir kültür ve edebiyat sitesi oluşturmuştum. Kürt kültürü, edebiyatı, tarihi ilgili çalışmalar, bilgi toplama, okuma, araştırmalar yaptım. Bu bir anlamda bana altyapı oluşturdu. Sanat hayatımı da şekillendirdi.

İlk albümünüzde olduğu gibi bu albümünüzde de aranjörlüğünü üstlenen Seyithan Kızıl dışında Ayhan Orhuntaş’ın da imzası var. İki aranjörle çalışmak neler kattı size? Albüm ne kadar sürede hazırlandı ve ne gibi zorluklar çektiniz?

Aslında olması gereken aranjör sayısının fazla olması. Ekip ne kadar çok ise o kadar zengin bir alt yapı çıkıyor. Herkesin tarzı ve müzik ruhu başkadır. Albüm ilk albüme oranla daha rahat oldu. Ama yine de albüm yapmak çok zor bir şey. Çok sıkıntılı ve stresli. Bu albüm hazırlanma, repertuar dahil yaklaşık 1 yıl sürdü. Stüdyo kayıt, mix, mastering ise 2 ay sürdü.

İlk ve ikinci albümde Fransız fotoğrafçı Julie Bardoux grafik tasarımını üstlenmiş olduğunu görüyoruz. Neden Bardoux?

Julie ile ilk albümde tanıştım. Onun bakış açısını çok beğeniyorum. Fotoğraf sanatını çok iyi kullanıyor. Yaptığı çalışmalarda ruh var. Ayrıca artık o benim arkadaşım. İkinci albümde de bu tasarımı onun yapmasını istedim. Albümün müziklerini dinleyip o ruhla albümün rengini, resimlerini ve yazı karakterini belirledi.

Aşk, hüzün ve duygunun hakim olduğu bu albüme, ‘Du Demsal’ yani ‘İki Mevsim’ ismini vermeyi nasıl kararlaştırdınız ve varsa özel bir nedeni, nedir?

Bu albümün yazılarını hazırlarken bir arkadaşım önerdi. Onun önerisi çok hoşuma gitti. Du Demsal ismi albümün içeriğini yansıtan en güzel isim oldu. Aşkın iki mevsimi de diyebiliriz. Biri Zivistan (Kış) diğeri de Havîn (Yaz).

 

Diljen RONÎ… Aşkın iki mevsimi…

Diljen RONÎ… Aşkın iki mevsimi…

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA/ YAŞAR AKSU/ DILJEN RONÎ

1- İkinci, yani yeni albümünüz Du Demsal‘ın dinleyicilerle buluşmasının mutluluğunu ben de bir hayranınız olarak sizinle yaşıyorum, yaşıyoruz. Lakin ilk sualim olarak, bu mutluluğun tarifini size sorar isem yanıtınız ne olabilir?

– Teşekkür ederim. Ama bunun tarifini yapmak çok zor. Daha baba olmadım ama herhalde bir çocuğunun olması gibi bir mutluluk diyebilirim. Yeni bir eser üretmenin verdiği haz, yeni dünyaya gelmiş bir çocuğun gülüşündeki mutluluktan tat almak gibidir.

2- İlk solo albümünüzde olduğu gibi bu albümünüzde de genel olarak eserlerin müziği size ait. Usta şair, Müslüm ASLAN‘a ait olan iki şiiri birlikte bestelediğinizi de albümünüzde belirtmişsiniz. Geçmişin ve günümüzün önemli şairlerinin şiirlerini ve kendi yazdığınız sözleri notalarla bu denli bağdaştırıp müzik dünyasına kazandırmanızın sizdeki sırrı nedir?

– Bazen kendi duygularınızı sadece müziğe dökersiniz sözleri başkası yazar. Ama ikisi birleştiği zaman bir anlam bulur. Benim müziğe döktüğüm duyguları onlar da sözleriyle dile getirmişlerdi. Yani duygular denk düştü diyebiliriz.

3- Küçük yaştan beri müzikle uğraştığınızı ve aynı zamanda doktor da olduğunuzu biliyoruz. Bu iki önemli mesleğinizi bir arada yürütmek sizin için zor olmuyor mu ve bu iki meslek arasında ortak bir payda var mıdır sizce?

– Ortak payda hizmet. Kültüre, dile ve halka hizmet. İkisi de çok kutsal görevler. Benim bakış açıma göre yaşadığım coğrafyanın en temel eksiği sağlık idi. Beni bu mesleğe iten bu düşünce oldu. Sanat insanın hayatına tat katarken; doktorluk insanın hayatındaki tatsızlıkları ortadan kaldırmaya çalışır. Yani ikisi de ruhun gıdasıdır.

4- Bu albümünüzde Klasik Kürt Edebiyatının ölümsüz olan iki şairlerden Melayê CİZîRî ve Baba Tahirê URYAN‘ın iki şiirini müzik dünyasına kazandırdınız. Bu ölümsüz iki şairin şiirlerinden seçmenize ne vesile oldu? Ve tepkiler nasıl yansıyor size?

– Bu iki büyük şairi bilinçli olarak seçtim, ancak bu şairlerle sınırlı kalmayacak. Çünkü bu coğrafyada yetişmiş çok büyük isimler var ve modern çağda bu isimlerin unutulması kendi kültürümüze yapacağımız büyük bir haksızlık olur. Ben tarzım gereği bu şiirleri modern altyapılarla sunuyorum. Amacım hem tarzımı sürdürmek hem de yeni nesile kültürünü, tarihini unutturmamak. Olumlu tepkiler alıyorum. Bu yüzden bu yolda devam edeceğim. Sadece kendi kişisel duygularımla değil de geçmişi günümüzle harmanlayarak yeni bir şeyler yaratabilmek, bin yıl öncesinde yazılmış ve o günün duygularını günümüz insanlarına aktarabilmek, bir köprü görevi görmek oldukça haz veren bir duygu ve onurlu bir iş. Bu nedenle yaptığım bu çalışmaların karşılığını bulduğunu ve aldığım tepkilerden doğru anlaşıldığımı düşünüyorum.

5- Du Demsal’da Kürt edebiyatının önemli şairlerinden olan Arjen ARî‘nin 2004 yılında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde babası ile birlikte öldürülen 12 yaşındaki Uğur KAYMAZ için yazdığı ‘Berî her zarokî‘ adlı şiirine de can vermişsiniz. Bu eseri ya da bu albümü çocuklara ithaf etmişsiniz de diyebilir miyiz?

– Uğur KAYMAZ’ın benim için ayrı bir önemi vardı. Ne zaman onun gözlerine baksam kendi çocukluğumu görürdüm. Kürt coğrafyasında yaşanan gerçekliklerin benim üzerimdeki etkisinin bir yansıması idi “Berî her zarokî” şiiri. Uğur KAYMAZ bu acıları dile getirmekte bir vesile idi. Bunun gibi yaşanan diğer ölümlerin acılarını dile getirmeye ve bu acıyı yaşayanlara ses olmaya çalışacağım.

6- Diljen RONÎ Cizre de doğup büyüdü, albümde de Botan’a ait iki anonim esere yer vermişsiniz. Bu seçiminiz acaba bir borç duygusu muydu?

– Evet birazda öyle. Birazda doğup büyüdüğüm coğrafyanın kültürünü taşıyorum. Borçtan öte bir yanım Botan kokuyor. “Esmerxan” ve “Selîmo leylo” eserleri bunlardan sadece iki tanesidir. Bu eserler tarz olarak belki çok albümden ayrı görünüyor ama yine de bu albümde Botan tarafı olmalıydı. Bunun için çok gururlu ve mutluyum.

7- İlk Kürt şairleri ile bu günün önemli şairlerinin aşka adanmış şiirlerini melodilere dökmek usta bir müzisyenin zanaatidir. Buna rağmen Diljen RONÎ, slow rock ve caz gibi batı tarzı nağmelere de yer vermenin yanı sıra bu albümde reggae tarzına da yer vermiş. Sizce başarınızın sebeplerinden biri de bu yenilikçiliğiniz ve cesaretiniz değil midir?

– Ben her zaman yeni bir şeyler yaratabilmek için çalıştım. Yeni bir eser yeni bir dünya demektir ve çok büyük anlamı vardır. Müzikte tekrardan mümkün olduğu kadar kaçınmaya çalışıyorum. Reggae tarzı aslında bana çok yakın bir tarz.

8- Şarkı sözü yazarlığınızla kendinizi kanıtlamışsınız. Doktorsunuz ve müzisyensiniz de, peki bunların dışında uğraş verdiğiniz sanatın başka dalları da var mıdır?

* Resim yapıyorum. Yağlı boya, kara kalem çalışmalarım var. Onun dışında bir dönem bilgisayar ile çok uğraştım web masterlik üzerine. Bir kültür ve edebiyat sitesi oluşturmuştum. Kürt kültürü, edebiyatı, tarihi ilgili çalışmalar, bilgi toplama, okuma ve araştırma.

9- İlk albümünüz de olduğu gibi bu albümünüzde de aranjörlüğünü üstlenen Seyithan KIZIL dışında ünlü Ayhan ORHUNTAŞ‘ın da imzası var. İki aranjörle çalışmak neler kattı size? Albüm ne kadar sürede hazırlandı ve ne gibi zorluklar çektiniz?

* Aslında olması gereken budur yani aranjor sayısının fazla olması. Ekip ne kadar çok ise o kadar zengin bir alt yapı ortaya çıkar. Herkesin tarzı ve müzik ruhu başkadır. Bu albüm ilk albüme göre daha rahat oldu. Ama yine de albüm yapmak çok zor bir şey. Çok sıkıntılı ve stresli. Bu albüm, hazırlanma ve repertuar dahil, yaklaşık 1 yıl sürdü. Stüdyo kayıt, mix, mastering ise 2 ay sürdü.

10- Diljen RONÎ’nin ilk albümünü ve Du Demsal adlı ikinci albümünü de Fransız fotoğraçı Julie BARDOUX grafik tasarımını üstlenmiş olduğunu görüyoruz. Neden BARDOUX ?

* Julie ile ilk albümde tanıştım. Onun bakış açısını çok beğeniyorum. Fotoğraf sanatını çok iyi kullanıyor. Yaptığı çalışmalarda ruh var. Ayrıca artık o benim arkadaşım. İkinci albümde de bu tasarımı onun yapmasını istedim.

11- Aşk, hüzün ve duygunun hakim olduğu bu albüme, ‘Du Demsal’ yani ‘İki Mevsim’ ismini vermeyi nasıl kararlaştırdınız ve varsa özel bir nedeni, nedir ?

* Bir arkadaşım önerdi bu ismi, bu albümün yazılarını hazırlarken. Onun önerisi çok hoşuma gitti. Du demsal ismi albümün içeriğini yansıtan en güzel isim oldu. ‘Aşkın iki mevsimi‘ de diyebiliriz. Biri Zivistan(Kış), diğeri de Havîn (Yaz).

12- Kaliteli bir ekiple, büyük emekler sonucu oluşan, 11 önemli eserin yer aldığı Du Demsal, Anadolu Müzik çatısı altında çıktı. Bu duygu dolu ve anlamlı söyleşi için çok teşekkür ederken, hayranlarınıza neler söylemek istersiniz?

* Söyleyebileceğim çok şey var. Genelde canlı performanslarda ufak bir söyleşi de yapıyorum, duygularımı düşüncelerimi onlara aktarıyorum. Hatta bazen onlardan sorular alıyorum çünkü onların düşüncelerini önemsiyorum. Hayranlarıma söyleyeceğim en önemli şey paylaşımdır. Bu müziğin daha çok kişiye ulaşabilmesi için paylaşınız diyorum. Dinlemekle yetinmeyin…

Diljen Ronî bi albuma ‘Du Demsal’ tê

Diljen Ronî bi albuma ‘Du Demsal’ tê

RUDAW/ DILJEN RONÎ

Amed/ Diljen Ronî ku bi albûma xwe ya yekem bi awayekî jixwebawer tevî senfoniya Muzîka Kurdî bûbû, niha jî bi albûma xwe ya solo ya duyem yanî bi ‘Du Demsal’ ku ji aliyê Anadolu Muzîkê ve derdikeve û digihe ber destên muzîkhezan. Vê albûmê hem cih daye newayên muzîka klasîk a kurdî û şêweyên weke muzîka etnîk, slov rock, caz, reggae, hem jî bi şêwaz û dengekî cuda derdikeve ser dika ecibandina guhdêran.

Diljen Ronî, bi albûma xwe ya solo ya duyem ‘Du Demsal’ ku ji aliyê Anadolu Muzîkê ve derdikeve û digihe ber destên muzîkhezan. Taybetmendiyeke herî mezin a vê albûmê ku hîmê wê li ser berfirehbûn û dewlemendiya berhemên di vê albûmê de ne. Weke mînak vê albûmê cih daye helbesta “Dîlberê Îro Seher” a şairê nemir Melayê Cizîri ku serkêşê wêjeya klasîk a kurdî ye û herwiha Fîlozofê Alman Goethe ew wisa daye nasandin, “Herin evînê ji wî bipirsin”. Vê albûmê cih daye helbesta “Tu yî” ya Baba Tahirê Uryan ku ew serkêşekî hêrî hêja yê wêjaya klasîk a kurdî ya nivîskî ye û herwiha wî bi saya nêrîna xwe ya fîlozofî, îmge, têgihiştina xwe ya kûr a bêsînor a li ser xwezayê gelek bandor li ser helbestvanên weke Omer Heyyam, Yûnis Emre, Mevlana Celaleddinê Rumî, Feqiyê Teyran, Melayê Cizîrî û Ehmedê Xaniyê ku di pey wî re hatine, hiştiye.

Herwiha Diljen Ronî di vê albûmê de cih daye helbesta “Berî Her Zarokî” ya Arjen Arî ku ew helbestvanekî hosta yê wêjaya kurdî yê dema dawî ye. Û ev helbest 21 ê Sermawêza sala 2004 an li ser Uğur Kaymazê 12 salî ku li navçeya Qosera Mêrdînê bi bavê xwe re hatibû kuştin hatiye nivîsandin. Di heman demê de ev albûm du berhemên herêma Botan ku kaniya stranên muzîka kurdî ye jî digre nava xwe, ev yek jî derdixe holê ku hunermend bi xwe li vir ji dayîk bûye û li vir mezin bûye.

Ev albûm şîfreyên peyvên evînê yên helbestvanên kurd ên berê û yên niha li newayan bar dike û bi hîmê xwe yê nûjen û şêwaza cuda balê dikîşîne ser xwe.

Hunermend gelek helbestên di vê albûmê de wî bi xwe afirandine û hunera xwe ya li ser nivîsandina helbestan jî pêşkêşî me dike ku herwisa wî şêweya regae jî di muzîka kurdî de ceribandiye.

Derheneriya albûmê, bi taybetî aranjoriya berhemên rock û reggae muzîkjenê navdar Ayhan Orhuntaş û Seyithan Kizil ê ku di albûma yekem de jî îmzeya wî hebû kiriye. Bergsazî û grafîka dîtbarî ya albûmê jî wênekêşa fransî Julie Bardoux kiriye.

Albûma bi navê “Du Demsal” bi îmzeya Anadolû Muzîkê derketiye.

Du Demsala Diljen Ronî

Du Demsala Diljen Ronî

HAWARABOTAN/ DILJEN RONÎ

– Diljen Ronî kî ye, xwe çawa bi nav dike?

-Ez di sala 1981 li Cizîrê hatime dinê. Em ji malbata Bedirxaniyan tên. Di sala 1992 yê de malbata me koçî Dîyarbekir kir. Pişti vê koçberiyê rêwîtiya bajarê mezin û xwendin û xerîbî di nav hestên min de bişêwirîn. Di sala 1995 ê ez ji bo na fêrî tembûr ê bibim û pêşveçûna hestên kurdayetiyê û xwedî derketina ziman, çand û hunera kurdî ez di çûm Navenda Çanda Mezopotamya yê ya li Amed ê. Piştî çend salan ji bo xwendina tip ê di sala 1998 ê ez çum fakulteya zanîngeha Yuzuncu yil ê. Di demê zaningehê de jî hinek komên muzîkê re ez dixebitîm ev xebat ji min re bû bingehek û rêwitiya helbestan vekir. Piştî salên zaningehê li welatê xwe min dest bi bijîjkiyê kir. Di van salan de jî helbestê xwe kom kir û sala 2008 ê albuma xwe ya yeqemin “Çend gotinên evînê…” derxist. Piştî vê albumê kar û xebatên min yê muzîkê dom kir. Di sala 2012 yê de ji albuma xwe ya duyemin ya bi navê “Du demsal” derxist.

– Diljen Ronî ji kengî ve û çawa dest û dil û ziman û ramanê xwe avêtiye mûzîkê?

– Ez 12 salî bum min dest bi fêr buna temburê kir. Lê belê di demên dîyarbekir û Van ê hestên xwe çêtir dirijand li ser newayan û gotinan…

– We di albûma xwe ya dawî ya bi navê ‘du demsal’ de çend helbestên klasîk ên mîna Baba Tahirê Uryan û Melayê Cizîrî kirine beste. Diljen Ronî wê ji wêjeya Kurdî klasîk bestekirinên bi vî rengî bidomîne? Her wiha te ji wêjeya Kurdî ya nûjen jî sûd wergirtiye û cih daye helbesteke Arjen Arî jî. Tu têkiliya dikarî têkiliya wêje û mûzîkê çawa binirxînî, ev têkilî ji bo mûzîka Kurdî çi ye, divê çi be?

– Armanca min ji bo afirandina muzîka kurdî, pêşveçûna edebiyat û huner a kurdî û xwedî derketin lê belê bi awayekî profesyonel û bigeheke tejî û qelîte ye. ji ber vê yeqê jî di berhemên min de wê bingeheke edebî û klasîk herdem hebin.

Hunermend gerek xwe nas bike û hestên xwe bi palandina wêjeya kurdî de derbast bike û bigijîne guhdarvanên xwe.

Arjen Arî niviskarek cûda ye û helbestên wî de ez xwe dibînim û rê li ber hestên min ve dike. Û di wêjaya kurdî ya nujen de rêyeke nu vekiriye.

Herdem hun jî dizanin afirandina sitran ne tenê melodî ye. Gotinên sitranan rê dide newayan û wê berhemê digihijîne astekê.

– Weke ku tê xuyakirin Mihemed şêxo û Miradê Kinê bo giyan û hunera te zeviyeke bibereket in. Û bi rehetî tê xuyakirin ku te ji vê zeviyê sûda xwe girtiye? Bo çi bêhtir ev her du kes? Ji bilî van kî hene?

– Mihemed Şêxo di muzîka kurdî de degeke pir cuda ye û dengek nemir e. Di bingeha muzîka kurdî rolek mezin dileyzîne û tesîrek mezin li ser hunermendên kurdên ciwan kiriye. Yek ji wan jî ez im. Miradê Kinê jî mîrê kemençeyê ye û ew jî rengek pir cûda ye. Gelek berhemên wî dibe bingeha muzîka kurdî ya modern. Wek min du stranên wî albuma xwe ya “Çend gotinên evînê…” de kar anîye û bi bingeheke modern li hev hatiye.

Ji bilî van M. Arif Cizrawî, Hesen Cizrawî û muzîka modern de jî Ciwan Haco…

– Yên ku deng û awazê te dişibînin hunermendekî din hene? An jî tu di mûzîka Kurdî de kîjan hunermendî nêzî stîla xwe dibînî?

– muzîka cihanê ya modern rê ji min re vekiriye hem ji bo helbest hem jî newayan. Ez di muzîka kurdî de rengek nu diafirînim. Di vê rengê de serpêhatiyên xwe bi aliyê melodiyan û gotinan didim nîşan. Di jiyana min de gelek tişt derbast bune carna ez cizîrê me carna jî derve yê Cizîrê me. Ji ber vê yeqê dema M. Arif Cizrawî dibê je Ay delal… tesîreke mezîn li ser min çêdibe lê belê aliyek din jî muzîka modern û hestên bajarî…

– Li gorî Diljen Ronî bi tevahî huner, bi taybetî jî mûzîk bi kêrî çi tê, di cebirandina êş û kulan de, di geşkirina çandê de û ji bo Kurdan çi îfade dike?

– Huner xebateke zor e û jê re hest pêwistin. Huner girêdayê hest û serpêhatina ne. Wek mîsal kurd ew qas êş û kul derbast nekirina ba, di helbestên kurdî de jî ew qas jan, êş û kul wê nebana.

– Têsîra mûzîka Kurdî ya gelerî di seranserê stran û besteyên te de xwe dide der. Her wiha te di her du albûmên xwe de jî gelek cih daye stranên gelerî. Weke ku tê zanîn ji ber bikaranîna zêde ya stran û kilamên gelerî gelek hunermendên Kurd sist û bêxîret bûn, nema karîn hilberînin û biafirînin. Vê yekê bandoreke gelekî neyînî li ser mûzîka me kir. Gelek kes dibêjin sebebeke xetimandina mûzîka Kurdî jî ev yeka henê ye. Tu derheqê vê yekê de çawa difikirî? Di vê qonaxê de divê hunermendên Kurd çi bikin?

– Dinav her du albumên minde stranên gelêrî gelek tuneye. Albuma min na “Du demsal” ê 11 stran hene û dinav van sitranan de tenê 3 stran gelêrîne. Min xwest ku ez du stranên botan bibêjim, ji ber ku zarokatiya min pê van sitranan derbast buye. Ew herdu berhem jî dinav muzîka kurdî ya giştî gelek cih negirtine. 8 sitranan de jî nihek gotin û bitevayî muzîk aîdê min nin yanî albumeke taybet û cûda ye. Albuma min a yeqem de jî ev tişt hebun. Armanca min ya çêkirina albumê jî ji xwe ev e. Divê album bi giştî hem gotin hem jî muzîk aîdê min bin. Yanî armanca min ji bo sitranên gelêrî jî ev e û divê sitranên hê ne hatin naskirin hê giştî muzîka kurdî de cih negirtîn be. Ez wan stranan dihilbijêrim û bi şîroveyeke nû didim nasandin bi teybetî ji bo ciwanan. Û gerek armanca hunermendê kurd jî ji bo sitranên gelêrî ev be. Stranek cend caran tên xwendîn û di naveroka çend albumande cih digre ji muzîka kurdî re ev dibe sebeba xetimiyê û wekilandin ê.

* Gelek caran dema mirov bala xwe dide mûzîsyenên nû senteza mûzîka Kurdî ya gelerî û ya rojavayî çêdikin. Lê belê gelek caran ev sentez bi serkeftî nabin. Ango bingeha stranên gelerî û ya rojavayî jev nagirin an jî hunermen wan her du rengan baş nikarin têkelî hev bikin. Stran piranî caran wekî pîneyan çêdibe. Heke Dijen Ronî ji xwe bipirse, ew senteza mûzîka Kurdî û ya rojavayî çi qasî digihîne hev?

* Ez bawerim ku gelek stran li hev tên, tenê hest û bingeha muzîka rojavayî hebe bes e. Eger ew hest û bingeh ne be bes tenê ji bo helbesteke bi muzîka rojavayî biafirine hingê li hevnayê û wek pîne çêbe. Sedemeke din jî divê aranjeye ke jî baş bike. ji bo vê mijar ê di rola aranjor jî pir mezin e.

* Armanca min danasîna muzîka kurdî ya modern e, ji ber vê yeqê ez çi bêjim çi nebêjim jî dîsa guhdervanên min wê puanê bidin muzîka min û li hevhatina afirandina

– Astengiyên civakî ji bo hin miletan di warê mûzîkê de gelek berhemên mezin derdixe. Bo nimûne reşikan di sedsala bîstan de gelek zilm û zorî dît. Lê belê di vê sedsala navborî de, wan ew êşên xwe ji xwe re xistin mijar û amûr û di mûzîkê de terzên weke jazz, blues, rock, reggae, soul, Country hwd bi awayekî gelekî serkeftî afirandin û van terzan mohra xwe li dîroka mûzîkê xist û wan bi vê yekê mûzîka xwe û ya gerdûnî ber bi asteke bilind ve birin. Em li vir bên ser Kurdan. Me jî weke neteweyeke bindest di vê sedsalê de gelek astengî kul û keser kişandin û hêj jî em dikişînin. Bi gotineke din serborî û qedera me dişibe ya reşikan. Di vê çarçoveyê de Kurdan di warê hunerê de nemaze jî di warê mûzîkê de çi qasî kariye ji van serboriyên xwe yên neyînî tiştine erênî derxin? Ango ev êşên ku ji bo gelên din dibin haveyn, bo Kurdan jî derbasdar e. Kurdan bi heman awayî kariye mûzîka xwe ber bi asteke wisa bilind ve bibin. An jî dikarîbûn?

– belê ev tişt gelek rast e. Lê belê çend caran em xwe nahêlin muzîka me pêşvebiçe. Gelek caran hêdî em pêşî hunermendên xwe digirin. Huner hinek jêre azadî pêwiste. Azadî ya ziman, naverok û tarz. Mîsal hêdî ciwanên kurd gelek cara guhdarî muzîkên tirkî û yên bîyanî dikin. Sedema vê em in. Em muzîkê modern ya kurdî li ser televizyonan nabînin gelek caran muzîkê arabesk dibînin. gelek caran tarzên cuda em nabînin. Wek hipop, wek rock, caz… Min albuma xwe ya “Du demsal” ê de tarzên cûda afirandiye wek reggae, slov rock, pop caz, rock… heta ji destê min tê ez wan stranan didim nasîn… Ji bo nasandin û afirandina tarzên cuda çi ji destê min bê jî ezê bikim.

– Di mûzîka gerdûnî de Diljen kî bêhtir dişopîne û diheside kê?

Ciwan Haco, Santana, Leonard Cohen, Bryan Adams, System of a Down hwd..

– Çi ji mûzîka Kurdî kêm e. Anku divê çi tiştên din ji bo me bên ceribandin û hunandin?

– Azadî kême. Divê huner azad be. Divê wek berê her hunermendekî kurd xwe bigihijîni gel û pêjveçûna muzîkê wan jî bide guhdarkirin. Ji bo vê jî gerek rê li ber hunermendan negirin. Lê çikas huner bê astengkirin jî hunera baş wê cih bigre û tu kes nikari pêşiya wê bigre.

– Heke Diljen Ronî di warê hunerê de mûzîk hilnebijarta dê çi hilbijarta û çima, ji bilî mûzîkê di kîjan warên hunerî de xebat an jî hobiyên wî hene?

-Ez li ser edebîyata kurdî jî dixebitîm. Li ser teknolojîyê, pc, û wênesazî…

– Xebat û hewldanên te yên siberojê çi ne? Dê Diljen Ronî li ser vê şopa xwe dewam bike, an? Pêşniyarên te ji bo mûzîkhez û guhdaran hene?

– Xebatên min wê berdewam bikin. Û ez albumeke din çêkîm wê bi tevahî muzîka modern be. Ez ji bo muzîkhezan dibêjim xwedî hunera xwe derbikevin bixwazin, guhdarî bikin û parvebikin ji ber ku muzîk bi zimanê zigmakî xweştir e. Ji bo nasandina ziman jî muzîk gelek girîng e. Helbeste ke baş, wê bibe sebeba pêşveçûn û parvekirin û danasîna ziman.

-Di herêma Botan de yekem car kovareke xwerû bi Kurdî ya bi navê ‘Hawara Botan’ dest bi weşana xwe kir? Bi nêrîneke rewşenbîrî divê di warê hunerê de çiyên din bêne kirin da ku herême me ber bi asteke baştir ve biçe?

– Ez serkeftin dixwazim ji bo xebatên we re. Ji bilî her tiştî Botan heremeke cuda ye û çandî û dîrokî ye. Hun jî dizanin dema Celadet Alî Bedirxan kovara yeqem ya Hawar ê de digot; “Hawar dengê zanînêye, zanîn xwenasîne, xwenasîn ji mere riya felat û xweşiyê vedike. Hawara me berê her tiştî heyîna zimanê me dê bide naskirin lewma ku ziman şerta heyînê ya pêşîn e…” li ser vê rêyê ez bawerim hunê bên asteki baştir.

Acının ve aşkın albümü: Du Demsal

Acının ve aşkın albümü: Du Demsal

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA/ MEHMET SÖĞÜT/ DILJEN RONî

Diljen Ronî’nin, “Du Demsal“ yani „İki Mevsim“ adlı albümü acılarla bezenmiş olsa da, sonbaharda düşen yaprakların hışırtısı gibi yüreğimizde hoş duygular uyandırıyor.

Her mevsim içimde bir duygunun uyanmasına neden olur. İlkbahar aşkı ve sevinci hatırlatır. Sonbahar hüznü, kış ise acılarla alabora olan geçmişi… Geçen zamanları hep özlemle hatırlarız. Halbuki Kürdistan’da her mevsim kara kıştır. Ama biliriz ki geçen her gün ömürden gitmiştir. Ve önümüzde, henüz ulaşamadığımız o büyük aşk duruyordur. Acıların ortasında bile aşık olunur. Büyük aşka ulaşabilmek, bir kişiye duyduğumuz aşktan geçer. Tutkuyla bağlanırız. Çünkü karşı cinse aşık olsak da, asıl aşkımızın ülke aşkı olduğunu biliriz. Diljen Ronî’nin, „Du Demsal“ yani „İki Mevsim“ adlı albümü acılarla bezenmiş olsa da, sonbaharda düşen yaprakların hışırtısı gibi yüreğimizde hoş duygular uyandırıyor. Papatyalar gibi de diyebiliriz. Papatyalar en direngen çiçeklerdir. Diljen Ronî’de müziğiyle direngen, dünya döndükçe kalıcılaşabilecek şarkılar besteliyor bize. Ve içimizde ışıltılı duyguların uyanmasına neden oluyor. Bestelerinin çoğunluğu onun sözlerinden oluşuyor. Su gibi akıyor melodiler.

Grafik tasarımını Fransız fotoğrafçı Julie Bardoux’nun üstlendiği „Du Demsal“ adlı albümün kapak tasarımı, söz ve besteleri tam bir ahenk içerisinde. İnsan albümü dinlediği zaman aşk kokan bir dünyanın içerisinde yürüyor sanki. Romantizm kokan bir sonbaharda sarı yaprakların arasında yürüyoruz ya da başka alemlere gidiveriyoruz. Bir şelale gibi akan melodilerle ve inci gibi dökülen sözcüklerle büyülüyor bizi… İnsanı gök kubbenin yedi katında da dolaştırıyor. Çıktığımız alemlerde Fırat’ın ve Dicle’nin sesini ve çığlıklarını duyumsuyoruz. Orada yaşanan aşkları ve zulümleri görüyoruz. Tekrar tekrar bağlanıyoruz güzelim dilimize. Kadifemsi sesini öylesine ustalıkla kullanıyor ki, ağzından dökülen her sözcük inci tanesi gibi parıldıyor. Şairlerden besteler „Du Demsal’’ adlı albüm Anadolu Müzik tarafından müzikseverlere sunulmuş. Albümün çok güçlü bir entelektüel altyapısı var. Bir doktorun algısı çok geniş bir yelpazeden oluşsa gerek. Diljen Ronî, tıp fakültesini bitirip doktor olmuş bir müzik insanı. Çevresindeki şair ve yazarların eserlerini bestelemesi de bu güçlü altyapıyı daha da güçlendirmiş. Şair ve yazar Müslüm Aslan’ın şiirlerini bestelemesi takdire şayandır diye düşünüyorum. „Tu Diçu“ adlı eserinin sözlerini Müslüm Aslan yazmış. Yine Arjen Arî’nin Uğur Kaymaz için yazdığı „Berî Her Zarokî“ adlı şiirini bestelemiş. Aşka nağmeler dizmiş Diljen Ronî. On iki yaşındaki Uğur Kaymaz’a sıkılan on üç kurşunlu yarayı içimize işlerken, o zalimliği tekrardan lanetliyoruz.

Aşkın mekanında gelmiştir dünyaya, yani Cizira Botan’da. Mem ile Zin’in aşk deryasında dünyaya gelmiş ve Meleye Cizîrî’nin hemşerisi olan bir insandan aşka duyarsız kalması beklenemezdi şüphesiz. Ve o aşk şarkılarını okudukça gökyüzüne çıkıyoruz. Yeni güzellikler ve yeni imgelere sürüklüyor bizi. Alman filozofu Goethe’nin „gidin aşkı ona sorun“ dediği Melaye Cizîrî’nin, „Dilbere îro seher“ adlı şiirini bestelemiş. Baba Tahire Uryan’dır ki Ömer Hayyam’ı ve daha birçok şairi etkilemiştir. Yine Alevi deyişlerinin öncüsüdür Baba Tahire Uryan. Böylesi bir çalışmada ona yer verilmeseydi eksik kalırdı. Ve doğal olarak, Baba Tahiye Uryan’ın „Tu Yi“ adlı şiirini bestelemiş. Kısacası güzel bir çalışma olmuş, „Du Demsal.“ Diljen Ronî’nin ismini çok duyacağız anlaşılan. Ve yeni çalışmalar bekliyoruz Diljen Ronî’den.

MEHMET SÖĞÜT

Diljen Roni’den yeni albüm

Diljen Roni’den yeni albüm

İlk albümü ile Kürt müziğine iddialı bir giriş yapan Diljen Ronî, ikinci solo “Du Demsal” yani “İki Mevsim” adlı albümü ile Anadolu Müzik tarafından müzikseverlerle buluşturuluyor.

-05 Ocak 2012 Perşembe-

YÜKSEKOVA HABER/ KADİR KAYA 

Albümün en büyük özelliği, albümde yer alan eserler açısından oldukça geniş ve zengin bir edebi altyapısının olmasıdır. Örneğin, Klasik Kürt edebiyatının önde gelen isimlerinden ve Alman filozof Goethe’nin ‘’Aşkı ona sorun’’ diyerek tanımladığı Melayê CIZÎRÎ’nin “Dîlberê Îro Seher” adlı şiirine; Klasik Kürt edebiyatında yazılı şiirin öncülerinden biri olarak da kabul edilen ve felsefi görüşü, imgeleri, sınırsız doğa algısı ile kendinden sonra gelen Ömer Hayyam, Yunus Emre, Mevlana Celaleddinî Rumî, Feqîyê Teyran, Melayê Cizîrî ve Ehmedê Xanî gibi birçok şairi derinden etkileyen Baba Tahirê URYAN’ın “Tu Yî” adlı şiirine; ayrıca son dönem Kürt edebiyatının usta şairlerinden Arjen ARÎ’nin 21 Kasım 2004 tarihinde Mardin’in Kızıltepe ilçesinde babası ile birlikte, 12 yaşındayken 13 kurşunla öldürülen Uğur KAYMAZ için kaleme aldığı “Berî Her Zarokî” adlı şiirine de yer verildi. Albüm aynı zamanda sanatçının doğup büyüdüğü ve Kürt müziğinin beste kaynağı olan Botan yöresine ait iki eseri de gün yüzüne çıkarıyor. Albüm, ilk Kürt şairleri ile bugünün şairlerinin aşk sözcüklerinin şifrelerini melodilere dökerek modern bir altyapı ve farklı yorumuyla dikkat çekiyor. Kürt müziğinde reggae tarzını da deneyen sanatçı albümdeki müziklerin birçoğunun yaratıcısı olmakla birlikte söz yazarlığı konusunda da var olduğunu gösteriyor. Bu anlamda ‘’sanatçıya özgü’’ bir albüm olduğunu söyleyebiliriz.

Albümün yönetmenliğini, özellikle rock ve reggae tarzında olan eserlerin aranjörlüğünü ünlü müzisyen Ayhan ORHUNTAŞ ve sanatçının ilk albümünde de imzası bulunan Seyithan KIZIL yapmış; grafik tasarımını ise yine Fransız fotoğraf sanatçısı Julie BARDOUX üstlendi.

Ronî’den ‘Du Demsal’

Ronî’den ‘Du Demsal’

Diljen Ronî‘nin “Du Demsal/İki Mevsim” adlı ikinci albümü Anadolu Müzik’ten çıktı. Albümün en büyük özelliği, albümde yer alan eserler açısından oldukça geniş ve zengin bir edebi altyapısının olması.

Zira albümde, klasik Kürt edebiyatının önde gelen isimlerinden Melayê Cizîrî‘nin “Dîlberê Îro Seher”, Klasik Kürt edebiyatında yazılı şiirin öncülerinden biri olarak da kabul edilen Baba Tahirê Uryan‘ın “Tu Yî” ile son dönem Kürt edebiyatının usta şairlerinden Arjen Arî’nin Uğur Kaymaz için kaleme aldığı “Berî Her Zarokî” adlı şiirlerine yer veriliyor. Albüm aynı zamanda sanatçının doğup büyüdüğü ve Kürt müziğinin beste kaynağı olan Botan yöresine ait iki eseri de gün yüzüne çıkarıyor. Kürt müziğinde reggae tarzını da deneyen sanatçı, albümdeki müziklerin birçoğunun yaratıcısı olmakla birlikte söz yazarlığı konusunda da var olduğunu gösteriyor. Albümün yönetmenliğini, ünlü müzisyen Ayhan Orhuntaş ve sanatçının ilk albümünde de imzası bulunan Seyithan Kızıl yapmış; grafik tasarımını ise yine Fransız fotoğraf sanatçısı Julie Bardoux üstlendi.

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA/ KÜLTÜR SERVİSİ

Ji Diljen Ronî ‘Du Demsal’

Ji Diljen Ronî ‘Du Demsal’

Diljen Ronî, bi albûma xwe ya solo ya duyem ‘Du Demsal’ ku ji aliyê Anadolu Muzîkê ve derdikeve û digihe ber destên muzîkhezan.

Vê albûmê hem cih daye newayên muzîka klasîk a Kurdî û şêweyên weke muzîka etnîk, slov rock, caz, reggae hem jî bi şêwazek û dengekî cuda derdikeve ser dika ecibandina guhdêran. Taybetmendiyeke herî mezin a vê albûmê ku hîmê wê li ser berfirehbûn û dewlemendiya berhemên di vê albûmê de ne. Weke mînak vê albûmê cih daye helbesta “Dîlberê Îro Seher” a şairê nemir Melayê Cizîrî ku serkêşê wêjeya klasîk a kurdî ye û herwiha Fîlozofê Alman Goethe ew wisa daye nasandin, “Herin evînê ji wî bipirsin”. Vê albûmê cih daye helbesta “Tu yî” ya Baba Tahirê Uryan ku ew serkêşekî hêrî hêja yê wêjaya klasîk a Kurdî ya nivîskî ye û herwiha wî bi saya nêrîna xwe ya fîlozofî, îmge, têgihiştina xwe ya kûr a bêsînor a li ser xwezayê gelek bandor li ser şa’iren weke Omer Heyyam, Yûnis Emre, Mevlana Celaleddinê Rumî, Feqiyê Teyran, Melayê Cizîrî û Ehmedê Xaniyê ku di pey wî re hatine, hiştiye. Wekî din vê albûmê cih daye helbesta “Berî Her Zarokî” ya Arjen Ariyê ku ew şa’irekî hosta yê wêjaya kurdî yê dema dawî ye. Û ev helbest 21 ê Sermawêza sala 2004 an li ser Uğur Kaymazê duwazdeh salî ku bi sezdeh beran li navçeya Qosera Mêrdînê bi bavê xwe re hatibû kuştin hatiye nivîsandin. Ev albûm şîfreyên peyvên evînê yên şairên Kurd ên berê û yên niha li newayan bar dike û bi hîmê xwe yê nûjen û şêwaza cuda balê dikîşîne ser xwe. Hunermend gelek helbestên di vê albûmê de wî bi xwe afirandine û hunera xwe ya li ser nivîsandina helbestan jî pêşkêşî me dike ku herwisa wî şêweya regae jî di muzîka kurdî de ceribandiye. Derheneriya albûmê, bi taybetî aranjoriya berhemên rock û reggae muzîkjenê navdar Ayhan Orhuntaş û Seyithan Kizil ê ku di albûma yekem de jî îmzeya wî hebû kiriye. Bergsazî û grafîka dîtbarî ya albûmê jî wênekêşa fransî Julie Bardoux kiriye.Albûma bi navê “Du Demsal” bi îmzeya Anadolû Muzîkê derketiye.

DÎHA/AMED

Diljen Ronî: Botan, deryaya dîrok, çand, huner, wêje û evîniyê ye…

Diljen Ronî: Botan, deryaya dîrok, çand, huner, wêje û evîniyê ye…

SİİRT’TEN ÖTE/ S. ESEN/ DILJEN RONÎ

Piştî ku heftiya bihorî Diljen Ronî u Mehmet Atlı li Sêrtê zaningehê de qonserek bi coş dayîn nivîskarê me Selamî Esen, bi Diljen Ronî re hevpeyvinek çêkir. Diljen Ronî, pirsên Esen pir dilgermî bersivand u li ser albuma wî a bi navê “Di demsal” sekinî. Di hevpeyvînê de ji bilî dewlemndî u pirsgirekê giştî yê muzika Kurdî Diljen Ronî, di naca muzikê di jîyana xwe u ramanê xwe jî anî ziman. Fermo, jibo hevpeyvîna Selamî Esen û Diljen Ronî…

S.ESEN: Kekê Diljen em serî de albuma te ya nû derketî pîroz dikin. Belê, xwendekarên me ez bawer im ku te nas dikin lê dîsa jî em bipirsin, Diljen Ronî kî ye?

DILJEN RONÎ: Zor spas. Ez sala 1981’an de li Cizîra Botan ji dayîk bûm. Em bi eslê xwe ji Malbata Bedirxaniyan in. Jiyana min ya zarokatiyê li Cizîrê derbas bû. Hevaletiya min û mûzîkê hêj ez 12 salî bûm dest pê kir. Min hewldan kir ku ez fêrî tembûrê bibim. Sala 1992 û ‘93 yan de ez bi tevahî malbata xwe re çûm li Diyarbekirê û em li wir bicîh bûn. Min wê demê dest bi xebata xwe ya mûzîkê kir û ji bo têketina zanîngehê jî min dest bi xebata ezmûnan kir. Min gelek dixwest ku ez bibim bijîjk. Di sala 1998’an de min Zankoya Tipê ya Zanîngeha Yuzuncu Yilê qezenc kir. Di salên ku zanîngehê derbasbûyî de ji min re riya deryaya helbestan vebû. 2008’ê de jî min albuma xwe ya yekem ya bi navê “Çend Gotinên Evînê…” derxist. Ez bawer im ew album hat astekê; ji ber vê yekê pêwistiya albumeke din çêbû. Dîsa 2012’an de albuma min ya bi navê “Du Demsal” derket. Ez a niha jî xebatên xwe yên bijîjkî û yên mûzîkê didomînim.

S.ESEN: Xebata te ya mûzîkê amatorî û profesyonelî kîjan deman de pêk hat?

DILJEN RONÎ: Hêj ez 12 salî, min dest bi mûzîkê kir ango amatorî. Lêbelê bi awayekî profesyonel demên zanîngehê de pêk hat.

S.ESEN: Em niha vê dibêjin: di nav hunerên kurdî de mûzîk cihekê pir girîng girtiye. Ji bo ku mûzîka kurd gelekê kevnar e. Ev jî berhema dengbêjan e. Wateya dengêjan ji bo te çî ye?

DILJEN RONÎ: Serpêhatiyên kurdan, dîrok, evîn, şer û şahiyên kurdan bi riya dengê wan hatiye heta îro. Zimanê kurdî, birînên xwe pê dengê dengbêjan derman kiriye û hov nebûye. Ji xeynî wê jî, dengbêjî bûye sedema xwenasînê. Îro dengbêjî, di mûzîka kurdî ya klasîk û ya modern de bingeheke mezin û girîng e.

S.ESEN: Stranbêjî û mûzîkjenî welatê bandoriyê ye. Zêdetirîn Diljen Ronî li bin bandora kîjan hunermendan de mayî?

DILJEN RONÎ: Ciwan Haco, Mihemed Arif Cizrawî, Mihemed Şêxo, Miradê Kinê, Leonard Cohen, System of a Down, Bryan Adams hwd…

S.ESEN: Sala 2009’an de, te “Çend Gotinên Evînê” stirand. Ev albuma te ya yekem bû. Zêdetirîn gotin û mûzîk yên te ne. Derheqê albûmê de tu dikarî çi ji me re parvebikî?

DILJEN RONÎ: Albuma “Çend Gotinên Evînê” ji min re riya behra mûzîkê vekir. Yekem bû, nû bû… Bi heyecan bû. Min xwest ku stranan de zêdetir mûzîk û gotin yên min bin. Pêwîst bû ku hestên min cih bigre û ez pê wan hest û newayan xwe bidim naskirin. Ango cuda be…

S.ESEN: Birastî ev tiştekê pir zor e. Lê te bi gotin û mûzîka xwe di nava mûzîka kurdî de da naskirin. Ji ber vê em te pîroz dikin… Beriya du mehan ”Du Demsal” di nava mûzîka kurd de deng veda. Çima navê albûmê “Du Demsal” e?

DILJEN RONÎ: Ji ber ku di naveroka albumê de du demên evînê hene. Yek “zivistan” e; ya din jî “havîn” e. Di binxeta evindariyê de herdu demsal jî hene. Zivistan, nûnerê tenêtiyê ye, jan e, êş û derdan çêdike. Di havînê de jî xweşî, rehetî, rûgeşî heye. Ev album herdu demsalên dilê min in.

S.ESEN: “Êş û şahî bi hev re”, birastî ev nasnameyeke kurd e jî. “Du Demsal”ê de tu hinekê li ser edebiyatê de çûyî. Weke Arjen Arî, Baba Tahirê Uryanî, Melayê Cizîrî… Edebiyat û mûzîk çawa hev hildikişînin?

DILJEN RONÎ: Ez dinêrim ku huner divê çawa be? An jî mirov çawa xwe bide nasîn? Rengê dila, bi çi awayî were parvekirin wê rast be û ji dil be jî. Jiyana min de Melayê Cizîrî û Baba Tahirê Uryanî roleke mezin lîstine. Hem ji bo hestên min; hem jî ji bo pêşveçûyîna şexsiyeta min. Wekî din herêma Botan, bi taybetî Cizîr… Ji ber van sedeman min xwest ku ez rengê jiyana xwe û rengê edebiyata kurdî bi mûzîka xwe ve bidim nasîn. Melayê Cizîrî û Baba Tahirê Uryan, ji bo me Kurdan xelateke pir mezin in.

Arjen Arî bi nivîsên xwe ve li ser min bûbû tesîreke mezin. Min xwest ku ez li ser Oxirê Qoserî (Ugur Kaymaz) stranekê çêkim. Dema ku min wêneyên Oxirok didît, zarokatiya min dihat li ber çavên min. Helbesta Arjen Arî ya bi navê “Berî Her Zarokî”, min stirand û di naveroka albumê de cihê xwe girt.

S.ESEN: Edebiyat xurt be; wê mûzîk xurttir bibe an?

DILJEN RONÎ: Belê rast e! Lêbelê ne şert e. Ji ber ku carna hinek gotinên hêsan jî bi riya newayan xurt dibe. Edebiyat xurt be û bênderkirina bi melodiyên cihêreng re wê mûzîk jî serkeftî be. Wespa mûzîka kurdî wê pê xurttir bibe.

S.ESEN: Stranên herêma Botan te bi enstrumanên nûjen ve daye nasîn. Çima Botan?

DILJEN RONÎ: Ji ber ku zarokatiya min wê derê derbas bûye û ji bo helbestan jî Botan heremeke girîng, bingeheke dewlemend û arşîveke bêdawî ye. Mînak, xebatên Malbata Bedirxaniyan bûye dîrok, bûye çand, bûye huner. Heta îro jî roleke mezin lîstiye û dileyîze jî. Wekî Mîr Celadet Alî Bedirxan û birayê wî Kamiran Alî Bedirxan, bavê wan Emîn Alî Bedirxan… Ew di bin xizmeta çand, huner û zimanê kurdî de mane. Û gelek berhem afirandine û gihandine me. Ji xeynî wê peyîzok, heyranok, çêrok hwd hene. Botan, deryaya dîrok, çand, huner, wêje û evîniyê ye…

S.ESEN: Ji bo ku dewlemendiya Botanê çêtir derbikeve holê, pêwîst e ku serî de kesên Botî li dîroka xwe xwedî derkevin. Belê Bijîşkê Ezîz, pirsa dawîn: tu derheqê mûzîka kurdî ya aniha de çi dibêjî? Çawa dinirxînî?

DILJEN RONÎ: Mûzîka kurdî heya îro di bin bandora gelek tiştan de maye. Gelek astengî hene. Lêbelê ji bo çand û hunera kurdî dîsa jî em ber xwe didin û em ê ber xwe bidin. Gerek e ku hunermendên kurdan bibin yek û wek akademiyekê de an jî wek komaleyekê de bi hev re bicivin, kom bibin û ji bo hunera kurdî biaxivin û bixebitin. Ji ber ku, hunermendên kurda her yekî hêja ye. Ji bo pêşveçûyîna mûzîkê jî xebat pêwist e, yekitî pêwîst e ku heta mirov bikaribe muzîka kurdî bigihijîne asteke mezin.

S.ESEN: Em spas dikin, ji bo bersivên te yên berketî…

DILJEN RONÎ: Ez jî spas dikim û ji bo xebatên we serkeftinê dixwazim.